Translations into English:

  • correct         
    (advb, verb, adjv   )
  • remotion   

Similar phrases in dictionary Turkish English. (7)

hata giderme payıbug allotment
Sorun GidermeSolutions to Problems
Windows Çevrimiçi Sorun Giderme HizmetiWindows Online Troubleshooting Service
Windows Live Sorun Giderme VerileriWindows Live Troubleshooting Data
Windows Sorun GidermeWindows Troubleshooting
Windows Sorun Giderme PaketiWindows Troubleshooting Pack
Windows Sorun Giderme PlatformuWindows Troubleshooting Platform

Example sentences with "giderme", translation memory

add example
Ekonomiyi düzeltme ve güneydoğuda yaşayan Kürt halkının uzun zamandır devam eden şikayetlerini giderme yönündeki baskı devam ediyorThe pressure is on to fix the economy and address the long-standing complaints of Kurds in the southeast
Sıkıntımı gidermeye çalışıyorsun, değil mi?You' re doing this on purpose to agitate me, right?
AB Yüksek Temsilcisi Catherine Ashton Kosova' yı tanıyan ve tanımayan AB üye ülkeleri arasındaki görüş farklılıklarını giderme amaçlı bir hareketle, giden Slovenya Dışişleri Bakanı Samuel Zbogar' ı Kosova' daki yeni AB ofisinin başına atadıIn a move intended to bridge the differences between EU member states which recognise Kosovo and those which do not, EU High Representative Catherine Ashton has named outgoing Slovenian Foreign Minister Samuel Zbogar to head the new EU office in Kosovo
parçalık kırışıklık giderme setinden istiyorumI' d like the ‧ ‧ piece wrinkle care set
IFC yetkilisi Antoine Courcelle- Labrousse, " Makodonya' daki ticari anlaşmazlıkları gidermenin bu verimli yöntemini yaygınlaştırmakta son derece istekliyiz" We are very keen to promote this efficient way of resolving business disputes in Macedonia
AK bu çağrıyı reddederek, yeni üye ülkelere eksiklikleri gidermeleri için zaman verileceğini açıkça belirttiThe EC has rejected that call, making it clear the new member states will be given time to address shortcomings
Bu arada Kosovalı Sırplar da, Belgrad' daki partilere aralarındaki farklılıkları gidermeleri konusunda baskı uyguladılarKosovo Serbs, meanwhile, have put pressure on the parties in Belgrade to settle their differences
Sonra bu dört tarafa aralarındaki sorunları gidermeleri için bir hafta süre verilecekThe four parties will then have a week to sort out their differences
İlk projede cok sayıda sivil ve asker ölmüstü...... Ve kamu oyundaki etkiyi gidermemiz yillar sürdüThe original project cost dozens of civilian and military lives...... and created a public relations mess which we spent years cleaning up
Bu, Sırbistan' ın yıllardır mücadele ettiği bazı yapısal sorunları ve eksiklikleri giderme zamanı. "This is the moment for Serbia to address some structural problems and deficiencies it has been struggling with for years. "
Süreç ilerledikçe, forumun katılımcılarının geride kalan bazı farklılıkları gidermeleri gerekecekAs the process gets under way, the participants in the forum will need to iron out some remaining differences
AFP' ye gore, Solana liderleri UNMIK' in bölgedeki etnik Arnavutlarla Sırplar arasındaki sürtüşmeyi giderme yönündeki çabalarına gösterdikleri " yapıcı yaklaşım " nedeniyle kutladıHe commended the leaders for their " constructive attitude " towards UNMIK 's efforts to heal the rift between ethnic Albanians and Serbs in the province, an AFP report said
İhtiyaç giderme mazeretiyle...... beklenmedik bir anda üzerine saldırdıHe set upon you unexpectedly under the pretense of his need to micturate
Cumhurbaşkanı hükümet ve muhalefeti yasa bugünden itibaren bir yıl içinde yürürlüğe girmeden aralarındaki farkılıkları gidermeye çağırdıHe called on the government and opposition to overcome their differences before the law comes into effect a year from now
Zirve bildirgesinde " verimli bir uluslararası anlaşmazlık giderme mekanizması " kurulması yönünde çağrıda da bulunulduThe summit declaration also called for the establishment of " an efficient international dispute settlement mechanism "
Geçtiğimiz hafta Üsküp' ü ziyaret eden NATO' nun Balkanlar Direktörü Robert Serry, hükümetin sorunu giderme çabalarına verdiği desteği dile getirdiDuring a visit to Skopje last week, NATO Director for the Balkans Robert Serry expressed support for government efforts to defuse the situation
Bay Pocum insanlarin gelip...... hacet gidermesine ses etmezdiMr. Pocum was always nice...... about letting folks come in and do their business
Ayrılıkları gidermenin birçok yolu varThere are other ways to settle differences
IMF ve Dünya Bankası iki demokratik parti arsındaki sürtüşmeyi gidermeye çalışsalar da, anlasmazligin kaçınılmaz olduğu göruluyorThe IMF and World Bank tried to mediate the conflict between the two democratic parties, but the rift appears to have been inevitable
Brüksel günün ilerleyen saatlerinde yaptığı bir açıklamada, AB başkanlığı ve Komisyonun " Romanya' ya artan pazar baskılarının risklerinden kaçınma ve dengesizlikleri düzgün şekilde gidermede destek olmaya hazır olduğunu " dile getirdiBrussels issued a statement later in the day expressing the EU presidency and the Commission 's " readiness to support Romania in avoiding risks of increasing market pressures and in achieving the orderly unwinding of imbalances "
Sanırım siz iki genç bayanı hasret gidermeniz için yalnız burakacağımI think I' il let you two ladies catch up with each other
Showing page 1. Found 87 sentences matching phrase "giderme".Found in 0.202 ms. Translation memories are created by human, but computer aligned, which might cause mistakes. They come from many sources and are not checked. Be warned.