pronunciation: IPA: siːz /siːz/ , SAMPA: si:z /si:z/    

Translations into Turkish:

  • kapmak   
     
    grab
     
    grab
  • almak   
  • tutmak   
  • algılamak   
  • anlamak   
  • kavramak   
  • yakalamak   
  • ayrılmak   
  • dönememek   
  • el koymak   
  • ele geçirmek   
  • gaspetmek   
  • haczetmek   
  • iyice anlamak   
  • müsadere etmek   
  • sicim sarıp bağlamak   
  • takılmak   
  • tutuklamak   
  • yapışmak   
  • zaptetmek   

Other meanings:

 
(transitive) to deliberately take hold of; to grab or capture
 
take advantage
 
Seize and take control without authority and possibly with force.
 
To take possession of by force or authority.
 
(transitive) to take possession of (by force, law etc.)
 
To seize and keep prisoner.
 
(intransitive) to bind or lock in position immovably; see also seize up
 
To affect (e.g. of pain, fear, etc.).
 
To take possession of by force.
 
(transitive) to have a sudden and powerful effect upon
 
To capture the attention or imagination of.
 
(intransitive) to have a seizure
 
(transitive, nautical) to bind, lash or make fast, with several turns of small rope, cord, or small line
 
(transitive, obsolete) to fasten, fix
 
(intransitive) to lay hold in seizure, by hands or claws (+ on or upon)
 
(transitive) to take advantage of (an opportunity or circumstance)

Similar phrases in dictionary English Turkish. (3)

seize the day
günü yakala
seize up
tutulmak; tutukluk yapmak
to seize
kapmak; kavramak; yakalamak

    Show declension

Example sentences with "seize", translation memory

add example
en Albanian authorities previously seized office space at the so-called Twin Towers of central Tirana. [ Getty Images ]
tr Arnavut makamları daha önceden Tiran' ın merkezindeki İkiz Kuleler' deki işyerlerine el koymuşlardı. [ Getty Images ]
en Macedonian Prime Minister Nikola Gruevski (second from right) Interior Minister Gordana Jankulovska (third from left) and other officials look at the record haul of cocaine seized at the Macedonian border Monday (January ‧ th). [ Getty Images ]
tr Makedonya Başbakanı Nikola Gruevski (sağdan ikinci), İçişleri Bakanı Gordana Jankulovska (soldan üçüncü) ve diğer yetkililer ‧ cak Pazartesi günü Makedon sınırında ele geçirilen rekor miktarda kokaine bakıyorlar. [ Getty Images ]
en You' d have better luck seizing one from a drug dealer
tr Bir uyuşturucu satıcısından ele geçirme şansın daha yüksek
en During a raid that followed the clash, security forces reportedly seized an unspecified quantity of small arms and munitions
tr Çatışma sonrasında gerçekleştirilen baskınlarda, bildirildiğine göre güvenlik güçleri belirtilmemiş miktarlarda küçük silah ve cephane ele geçirdiler
en Men and women of conscience should seize those moments... when it' s possible to play God
tr Bilinçli erkek ve kadınlar kaderlerine karşı gelmeleri mümkün olduğunda...... bu anın kıymetini bilmeliler
en And he' s seizing and throwing up
tr Bütün gün hiçbirşey yemedi. ve kustu durdu.- evet.., bugün neyi var?- Ayağının incindiğini söylüyor
en SFOR troops seized an unspecified amount of weapons and ammunition from Radovan Karadzic 's house in Pale during a sweep targeting the most wanted war crimes indictee from the ‧ conflict in Bosnia and Herzegovina (BiH
tr Bosna- Hersek' teki (BH) ‧ ihtilafının en azılı savaş suçları zanlısını hedef alan süpürme operasyonunda, SFOR askerleri Radovan Karadziç' in evinde açıklanmayan miktarda silah ve mühimmat ele geçirdi
en They will seize the moment
tr Bırakın anı yaşasınlar
en But the process, he adds, should go back to ‧ when the first assets were seized
tr Ancak Goldstein, sürecin mallara ilk defa el konulduğu ‧ yılına kadar geri gitmesi gerektiğini de ekliyor
en A whore not, an innocent was, f or whom I seized a virgin' s blood
tr fahişelikten uzak, masumiyet timsali bir bakirenin kanını sunuyorum
en I had every reason to seize that house
tr Eve el koymak için her türlü gerekçem vardı
en One such building spanning ‧ square meters has been handed over by the Directorate for Seized Property Management for the purpose of accommodating human trafficking victims and the Service for Co-ordinating the Protection of Human Trafficking Victims
tr metrekare büyüklükteki bu tür bir bina, insan kaçakçılığı mağdurlarının barınması için El Konan Malların Yönetimi Müdürlüğü tarafından İnsan Kaçakçılığı Mağdurlarını Koruma Koordinasyon Teşkilatına teslim edildi
en Five boxes with documents reportedly were seized from an office there
tr Buradaki daireden beş koli dolusu belge çıkarıldığı bildirildi
en His car... it was seized when he turned himself in to witsec
tr Tanık koruma programına girdiğinde arabasına el kondu
en " In ‧ there were an estimated ‧ cocaine seizures amounting to a record ‧ tonnes, up over ‧ % on quantities seized in ‧ " the agency noted in a statement Thursday
tr Daire Perşembe günü yayınladığı bildiride, " ‧ yılında ‧ yılında ele geçirilen miktardan % ‧ artışla ‧ tona karşılık gelen yaklaşık ‧ bin kokain baskını gerçekleşti. " dedi
en He had a lot of free time and spent most of it rep laying how his life would have been had he seized a moment, any one of a thousand, to take his friend' s hand
tr Çok boş zamanı vardı ve hepsini harcadıYüzlerce dakika içinden, bir anı,, arkadaşının elinden almak için hayatını tekrar oynuyordu
en As they seized the building, they ripped the UNMIK plaque from its facade and removed the UN flag, replacing it with that of Serbia
tr Kalabalık binayı işgal eder etmez UNMIK plaketini binanın cephesinden söktü ve Bm bayrağını indirip yerine Sırp bayrağını çekti
en Clark' s afraid of losing other colonies...... so he' s sending elite forces to seize direct control...... of any colony that might move against him
tr Clark kolonileri kaybetmekten korkuyor...... bu yüzden kendisine karşı gelen kolonileri...... ele geçirmek için büyük güç kullanıyor
en Up to ‧ local Serb demonstrators had seized the building by force three days earlier, refusing to leave the premises
tr Üç gün önce binayı işgal etmiş olan ‧ kadar yerel Sırp gösterici binayı terk etmeyi reddediyordu
en At the federal impound lot downtown, there are currently four ambulances seized in a drug- smuggling ring
tr Şehir merkezindeki yedieminde...... şu anda kaçakçılıktan el konmuş...... dört ambulans var
en And no warrants shall issue but upon probable cause supported by oath or affirmation and particularly describing the place to be searched and the person or things to be seized
tr Ama muhtemel sonuç üzerine, bir yemine veya doğrulamaya istinaden ve aranacak yeri ve müsadere altına alınacak kişiyi ya da eşyayı özellikle tarif etmeden geçerli bir neden öne sürülemez
en How dare you seize my land
tr Ne cüretle ülkemi ele geçirmeye çalışırsın!
en He said the state does not sell seized facilities, but rather runs them like a good host, and if anyone whose property was confiscated is cleared of criminal charges, their property will be returned to them
tr Devletin el konulan mülkleri satmayıp, bunları en iyi şekilde işlettiğini belirten Homen, mülküne el konulan birinin hakkındaki suçlardan beraat etmesi durumunda söz konusu mülkün kendisine iade edileceğini söyledi
en Our ships will defend themselves against any who try to seize them!
tr Gemilerimize el koymaya kalkışırsanız karşı koyacaklardır!
en The Integrity Network plans to seize the opportunities offered by election years – " the only vulnerable moment for the politicians ", as one Montenegrin participant put it
tr Dürüstlük Ağı, Karadağlı bir katılımcının deyimiyle " siyasilerin tek hassas anı " olan seçim yıllarının sunduğu fırsatları yakalamayı planlıyor
Showing page 1. Found 456 sentences matching phrase "seize".Found in 1.097 ms. Translation memories are created by human, but computer aligned, which might cause mistakes. They come from many sources and are not checked. Be warned.