Translation of "doymak" into Arabic
دویمق, طویمق are the top translations of "doymak" into Arabic.
-
دویمق
(Eski Türk. tōḏ-mak > toy-mak > doy-mak) 1. Açlık duygusu gidinceye kadar yemek, tok hâle gelmek. 2. (-e) (Bir şey) Daha fazlasını alamayacak kadar almış olmak, kanmak: “Toprak suya doydu.” 3. mec. İhtiyâcı yeterince karşılanmış olmak, arzu ve istekleri giderilmiş olmak, kanmak, tatmin olmak: “Dünya malına doydum.” Cinsî açlık derin, büyük aşklarla giderilebilen, ancak bunlarla doyabilen bir hâlettir (Refik H. Karay). Çünkü maçtan evvel bir ay Çekoslavakya’da köy köy gezerek, haftada iki üç maç yaparak futbola doyduk (Burhan Felek). ѻ Doya doya: Bol bol, doyuncaya kadar, kana kana: Belki rüyâda görürüm de ayaklarına kapanır, gönlümün zehirini dökünceye kadar doya doya ağlarım (Nâmık Kemal). Onu doya doya seyrediyorum (Yusuf Z. Ortaç). (Bir şeye, bir kimseye) Doyamamak: 1. Tattığı, aldığı, yaptığı kadarı kâfi gelmemek, istemekten kendini alamamak, istedikçe istemek: “Seyretmeye doyamıyorum.” “Okumaya doyamamak.” “Sevmeye doyamamak.” Güldüğü zaman insandan üstündür, bakmaya doyamam (Sait Fâik). 2. Yeterince faydalanamamış olmak: “Gençliğine doyamamak.” “Evlâdına doyamamak.”
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "doymak" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
طویمق
(Eski Türk. tōḏ-mak > toy-mak > doy-mak) 1. Açlık duygusu gidinceye kadar yemek, tok hâle gelmek. 2. (-e) (Bir şey) Daha fazlasını alamayacak kadar almış olmak, kanmak: “Toprak suya doydu.” 3. mec. İhtiyâcı yeterince karşılanmış olmak, arzu ve istekleri giderilmiş olmak, kanmak, tatmin olmak: “Dünya malına doydum.” Cinsî açlık derin, büyük aşklarla giderilebilen, ancak bunlarla doyabilen bir hâlettir (Refik H. Karay). Çünkü maçtan evvel bir ay Çekoslavakya’da köy köy gezerek, haftada iki üç maç yaparak futbola doyduk (Burhan Felek). ѻ Doya doya: Bol bol, doyuncaya kadar, kana kana: Belki rüyâda görürüm de ayaklarına kapanır, gönlümün zehirini dökünceye kadar doya doya ağlarım (Nâmık Kemal). Onu doya doya seyrediyorum (Yusuf Z. Ortaç). (Bir şeye, bir kimseye) Doyamamak: 1. Tattığı, aldığı, yaptığı kadarı kâfi gelmemek, istemekten kendini alamamak, istedikçe istemek: “Seyretmeye doyamıyorum.” “Okumaya doyamamak.” “Sevmeye doyamamak.” Güldüğü zaman insandan üstündür, bakmaya doyamam (Sait Fâik). 2. Yeterince faydalanamamış olmak: “Gençliğine doyamamak.” “Evlâdına doyamamak.” ● Doyasıya zf. (İsim-fiil ve yönelme hâli eklerinin kalıplaşmasıyle) Doyuncaya kadar, bol bol: Biz yiyemedikse de Çorumlu doyasıya yiyor ya (Kemal Tâhir). ► Doymak fiiliyle deyimler: Aptallığına doyma (doymasın) / Gözü doymamak / Tadına doyamamak.