Translation of "Hawe" into Turkish

Liman, liman, Liman are the top translations of "Hawe" into Turkish. Sample translated sentence: Sy grootste stad is lank Puerto Rico, of “Ryk Hawe”, genoem. ↔ Adanın en büyük şehri uzun zaman Porto Riko veya “Zengin Liman” ismini taşıdı.

Hawe
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • Liman

    Sy grootste stad is lank Puerto Rico, of “Ryk Hawe”, genoem.

    Adanın en büyük şehri uzun zaman Porto Riko veya “Zengin Liman” ismini taşıdı.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Hawe" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

hawe noun grammar
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • liman

    noun

    In die winter moet ons dalk deur ys breek net om uit die hawe te kom.

    Kışın sadece limandan çıkabilmek için bile biraz buz kırmamız gerekebilir.

  • Liman

    Hierdie nuwe fasiliteite is op die 19de verdieping van ’n 37-verdiepinggebou met ’n uitsig op die Victoria-hawe.

    Yeni ofisler 37 katlı bir binanın 19. katında yer alıyor ve Victoria Limanına bakıyor.

Images with "Hawe"

Phrases similar to "Hawe" with translations into Turkish

Add

Translations of "Hawe" into Turkish in sentences, translation memory

Toe die graniet in die hawe afgelaai is, moes ’n span van honderd man of meer die blokke na die bouterrein sleep.
Granitler limana indirilince yüz ya da daha fazla kişi, blokları kan ter içinde inşaat alanına taşıdı.
Hoe verlig was ons tog om uiteindelik op 6 Februarie 1940 in die hawe van Santos, Brasilië, aan te kom, meer as vyf maande nadat ons Europa verlaat het!
Avrupa’dan ayrılalı beş ayı geçmişti; sonunda 6 Şubat 1940’ta Santos (Brezilya) limanına demir atmak ne kadar rahatlatıcıydı!
5 Nadat Barnabas en Saulus tot by Seleukië, ’n hawe naby Antiogië, geloop het, het hulle na die eiland Siprus gevaar, ’n reis van omtrent 200 kilometer.
5 Barnabas ile Saul, Antakya’ya yakın bir liman kenti olan Selefkiye’ye yayan gittikten sonra, gemiyle yaklaşık 200 kilometre uzaktaki Kıbrıs’a gittiler.
Hulle kom ook volop voor op koring, hawer, mielies, grasse en blare.
Ayrıca buğday, yulaf, mısır gibi bitkilerle, ot ve yapraklar üzerinde de bol miktarda bulunurlar.
In 1982 het ek ’n duur luuksemotor na Nigerië verskeep en self na die hawe gegaan om dit deur die doeane te kry.
1982’de Nijerya’ya lüks ve pahalı bir araba gönderdim ve arabanın gümrükten geçtiğinden emin olmak için limana gittim.