Translation of "Jag" into Turkish

avcılık, av, avcılık are the top translations of "Jag" into Turkish. Sample translated sentence: Daar jag hulle, vang hulle vis met boomkano’s en kweek hulle hulle eie voedselgewasse. ↔ Bu bölgelerde avcılık yapar, ağaçtan oyma kayıklarla balık avlar ve kendi yiyeceklerini yetiştirirler.

Jag
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • avcılık

    Daar jag hulle, vang hulle vis met boomkano’s en kweek hulle hulle eie voedselgewasse.

    Bu bölgelerde avcılık yapar, ağaçtan oyma kayıklarla balık avlar ve kendi yiyeceklerini yetiştirirler.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Jag" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

jag
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • av

    noun

    Hierdie kenmerkende feit dat hulle in ’n trop jag, het egter hulle bestaan bedreig.

    Sürü halinde ava çıkma özellikleri ise kendi varlıkları açısından tehlike oluşturdu.

  • avcılık

    Nog ’n faktor is dat daar op neusape jag gemaak word.

    Diğer bir etken de avcılık.

  • avlamak

    verb

    Al hoe meer diewe en pedofiele gebruik die Internet om op niksvermoedende slagoffers jag te maak.

    Kurbanlarını gafil avlamak için interneti kullanan hırsızların ve sübyancıların sayısı giderek artıyor.

Add

Translations of "Jag" into Turkish in sentences, translation memory

Esau word iemand wat van jag hou.
Esav avlanmayı seven bir adamdır.
Die Mongole was nomadiese stamme en vaardige perderuiters wat ’n bestaan gemaak het deur met vee te boer, handel te dryf en te jag.
Moğollar, kabileler halinde yaşayan, çobanlık, ticaret ve avcılıkla geçimlerini sağlayan göçebeler, usta süvarilerdi.
Hoewel hulle 1108 000 hektaar grond vir tussen 400 en 600 mense gehad het, het hierdie gebied, wat grotendeels dor was, hulle nie genoeg ruimte gegee om vir voedsel te jag of om dit in te samel nie.
Sayıları 400-600 arasında olan bu insanlar 1.107.250 hektarlık bir alana sahip olmalarına karşın, burası, avcılık ve toplayıcılıkla yiyeceklerini elde etmelerine olanak vermeyen oldukça çorak bir araziydi.
Hierdie “brullende leeu” stel egter veral daarin belang om op Jehovah se knegte jag te maak (Openbaring 12:12, 17).
Bununla birlikte, bu “gümürdenen aslan” özellikle Yehova’nın hizmetçilerini avlamakla ilgileniyor.
Die jagter wat my vertel dit kan onthou een Sam noten versamel, wat gebruik word dra om te jag
Bana avcı bu ayıları avlamak için kullanılan bir Sam Nutting hatırlıyorum verebilecek