Translation of "Slang" into Turkish

Yılan, yılan, hortum are the top translations of "Slang" into Turkish. Sample translated sentence: Slange paar slegs met hulle eie spesie en word deur ’n unieke muskusgeur aangetrek. ↔ Yılanlar yalnız kendi türleri ile çiftleşir ve eşlerini eşsiz bir misk kokusu ile cezbederler.

Slang
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • Yılan

    Slange paar slegs met hulle eie spesie en word deur ’n unieke muskusgeur aangetrek.

    Yılanlar yalnız kendi türleri ile çiftleşir ve eşlerini eşsiz bir misk kokusu ile cezbederler.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Slang" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

slang noun grammar
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • yılan

    noun

    Serpentes alttakımına ait bir sürüngen, tipik olarak uzuvsuz, silindirik bir beden, kaynaşmış gözkapakları ve avını yutabilmek için değilşime uğramış bir çeneye sahiptir.

    As straf het Jehovah giftige slange onder hulle ingestuur, en baie mense het gesterf.

    Yehova zehirli yılanlar göndererek halkı cezalandırdı ve pek çok kişi öldü.

  • hortum

    noun

Images with "Slang"

Add

Translations of "Slang" into Turkish in sentences, translation memory

Die Skrif het Satan die Duiwel later as “die oorspronklike slang” geïdentifiseer (Openbaring 12:9).
Kutsal Yazılar daha sonra, İblis Şeytan’ın “eski yılan” olduğunu gösterdi.
Genesis 3:1 sê: “Die slang was listiger as al die diere van die veld wat die HERE God gemaak het.
Tekvin 3:1’de şöyle okuyoruz: “RAB Allahın yaptığı bütün kır hayvanlarının en hilekârı olan yılandı.
Maar sou jy enigsins minder bekommerd wees oor jou gesin se veiligheid as jy uitvind dat daar net ’n paar giftige slange in jou agterplaas is en nie 100 nie?
Fakat, arka bahçenizde 100 tane değil de sadece birkaç tane zehirli yılanın bulunduğunu öğrenmiş olsaydınız, ailenizin güvenliği için duyacağınız endişe daha mı az olurdu?
+ 8 En die suigeling sal beslis by die gat van die kobra speel;+ en op die liggat van ’n giftige slang sal ’n gespeende kind sy hand sit.
+ 8 Emzikteki bebek kobra+ deliği üzerinde oynayacak, sütten kesilmiş çocuk elini zehirli yılanın kovuğuna koyacak.
Toe Jehovah slange gemaak het, het hy hulle nie gemaak sodat hulle kon praat nie.
Tanrı yılanı yarattığı zaman, onu konuşabilecek şekilde yaratmadı.