Translation of "optree" into Turkish

etmek, yapmak are the top translations of "optree" into Turkish. Sample translated sentence: Ouers, spoor julle julle kinders aan om die voltydse diens te betree? ↔ Anne babalar! Çocuklarınızın tamgün hizmeti seçmesi için üzerinize düşeni yapıyor musunuz?

optree
+ Add

Afrikaans-Turkish dictionary

  • etmek

    verb

    Diegene wat graag God se seën wil verkry, moet sonder versuim beslissend optree in ooreenstemming met sy vereistes.

    Tanrı’nın bereketini elde etmek isteyenler geçikmeden O’nun talepleriyle uyumlu davranıp kararlılıkla harekete geçmelidirler.

  • yapmak

    verb

    Ouers, spoor julle julle kinders aan om die voltydse diens te betree?

    Anne babalar! Çocuklarınızın tamgün hizmeti seçmesi için üzerinize düşeni yapıyor musunuz?

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "optree" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate
Add

Translations of "optree" into Turkish in sentences, translation memory

Dit het bewys gelewer dat die nuwe verbond in werking getree het en het getoon dat die Christengemeente en die nuwe nasie van geestelike Israel, “die Israel van God”, tot stand gekom het.—Galasiërs 6:16; Hebreërs 9:15; 12:23, 24.
Bu olay yeni ahdin yürürlüğe girdiğinin kanıtıydı ve İsa’nın takipçilerinden oluşan cemaatin ve yeni, ruhi İsrail milletinin, yani “Tanrı’nın İsraili”nin doğuşu anlamına geliyordu (Galatyalılar 6:16; İbraniler 9:15; 12:23, 24).
Ongeag hoe lank dit is, die oorblyfsel, asook hulle getroue skaapgeaarde metgeselle, is vasbeslote om op Jehovah te wag om op sy eie tyd op te tree.
Vaktin uzunluğuna bakmaksızın, mütebaki, koyun benzeri sadık arkadaşlarıyla birlikte, Yehova’nın harekete geçmek üzere tayin ettiği zamanı beklemeye azimlidir.
Hoe gevaarlik is dit tog om te dink dat ’n mens kan oortree en ongestraf sal bly!
Birinin, sonunda ceza görmeyeceğini düşünerek Tanrı’ya itaatsizlik etmesi çok tehlikelidir.
Maar ’n bejaarde Getuie, wat ook by ’n tradisionele vorm van Japannese vermaak betrokke was, het my gevra waarom ek gedink het dat ek moes uittree.
Bununla birlikte, kendisi de geleneksel Japon eğlence türlerinden biriyle uğraşmış yaşlıca bir Şahit, ayrılmayı neden zorunlu bulduğumu sordu.
“Deur reinheid”, of kuisheid, en deur in ooreenstemming met juiste Bybelkennis op te tree.
“Nezahet” ya da paklıkla ve Mukaddes Kitaptan alınan tam bilgiyle uyumlu davranışlarımızla.