Translation of "Flash" into Turkish
Flash, flaş, parlamak are the top translations of "Flash" into Turkish.
Flash
proper
(computing, trademark) A popular multimedia platform, most often used for adding animation and interactivity to webpages. [..]
-
Flash
Flash (comics)
The iPad would be a better product if it could handle Flash.
Flash programı olsaydı, iPad daha iyi bir ürün olurdu.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "Flash" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
flash
adjective
verb
noun
grammar
To briefly illuminate a scene. [..]
-
hırsız veya serserilere ait
-
flaş
nounI saw flashes of lightning in the distance.
Uzaktan yıldırım flaşları gördüm.
-
parlamak
verbIt has to shine, a flash-light...
Parlak bir şey, parlamak zorundadır.
-
Less frequent translations
- parıltı
- an
- parıldamak
- şule
- ani alev
- birden akla gelmek
- birden alevlenmek
- birden parlamak
- gösterişli fakat sahte
- şimşek gibi
- parlama
- yıldırım
- ışıltı
- bir an için göstermek
- flaşlı
- yanıp sönme
- havalı
- gösteriş
- atmak
- aydınlatmak
- yakmak
- birdenbire göstermek
- yanıp sönmek
- Flash
- flash
- Flaş
- ışıldamak
- birden gelen su akıntısı
- birden parlamak,
- bülten. flashback geriye dönme. flashboard suyun yüksekliğini artırmak için barajın üstüne takılan tahta
- cam bir mamule ikinci bir renkte ince cam tabakası ilâve etmek
- cama renk vermek için maden tuzu ile kaplama
- işaret olarak yanıp sönen ışık
- kaba bir şekilde gösterişli. flash language hırsız argosu.
- telgraf veya radyo ile acele haber ulaştırmak
- yağmurdan korumak için damın üstüne ve altına saç kaplamak. It flashed upon me. Birden aklıma geldi.
- yıldırım. in a flash ansızın
- şimşek gibi çakmak veya parlamak
Images with "Flash"
Phrases similar to "Flash" with translations into Turkish
-
saman alevi
-
parlamalı ışılkesim
-
el feneri, cep feneri
-
flaş kipi · flaş modu
-
bir an geçmişe dönmek
-
flaş lambası
-
alev çekidi, parlama çekidi · alevlenme noktası
-
parlama · parlayan şey veya kimse · parlayan, yanıp sönen, parlama, çakma, baca eteği · suni seylâp yapma · yağmurdan korumak için saç kaplama.
Add example
Add