Translation of "Get" into Turkish

Al, Bir defada, almak are the top translations of "Get" into Turkish.

Get
+ Add

English-Turkish dictionary

  • Al

    Get a bicycle. You will not regret it, if you live.

    Bir bisiklet al. Eğer yaşarsan, bundan pişman olmazsın.

  • Bir defada

    Might as well get stabbed in the back all at once.

    Hepsi bir defada sırtımızdan bıçaklasın.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Get" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

get verb noun grammar

(UK) A git . [..]

+ Add

English-Turkish dictionary

  • almak

    verb fiil

    receive [..]

    Tom and Mary went to get something to eat.

    Tom ve Mary yiyecek bir şey almak için gitti.

  • olmak

    verb fiil

    become [..]

    He gets a little bold after he's had a few drinks.

    O birkaç içki içtikten sonra biraz cesur olur.

  • anlamak

    verb fiil

    colloquial: understand

    So, we'll get a comparison of this round with the test round from Danny's gun.

    Pekala, Danny'nin silahından gelip gelmediğini anlamak için test yapıp karşılaştırabiliriz.

  • Less frequent translations

    • elde etmek
    • ele geçirmek
    • getirmek
    • kavramak
    • satın almak
    • kazanmak
    • ulaşmak
    • sağlamak
    • edinmek
    • tutulmak
    • bulmak
    • gelmek
    • çıkmak
    • yapmak
    • geçmek
    • götürmek
    • başlamak
    • varmak
    • yakalamak
    • gidip getirmek
    • gitmek
    • bakmak
    • kapmak
    • kurtarmak
    • başarmak
    • kurtulmak
    • binmek
    • etmek
    • kaçmak
    • vurmak
    • yetmek
    • (azar) işitmek
    • (aşağı) indirmek
    • (belaya) sokmak
    • (belirli bir yerinden) yaralanmak
    • (bir yere) bırakmak
    • (ceza) almak
    • (cezaya) çarptırılmak
    • (duygularını) etkilemek
    • (hamile) bırakmak
    • (hastalığa) yakalanmak
    • (hayvanlar) peydahlamak
    • (hesaplayıp) bulmak
    • (his) duymak
    • (hisse) kapılmak
    • (ibrani yasası) dini boşanma
    • (ibrani yasası) yükümlülükten kurtulma belgesi
    • (kanal) çekmek
    • (oyuncuyu) dışarı atmak
    • (pil vb.) takmak
    • (puan) almak
    • (sayı olabilecek topu) kurtarma
    • (sonuna) gelmek
    • (sonuç olarak) bulmak
    • (taşıt) binmek
    • (telefona) (birini) bağlamak
    • (telefona) cevap vermek
    • (telefondan) ulaşmak
    • (travma/hastalık) yaşamak
    • (vücuda) almak
    • (yemek) hazırlamak
    • -ebilmek
    • adi
    • adi şerefsiz
    • aklını çelmek
    • almak (radyo/televizyon belirli bir istasyonu/kanalı)
    • aptal
    • askeri başarı kazanmak
    • avlamak
    • ayarlamak
    • aşağılık herif
    • aşırı istemek
    • bakmak (telefona/kapıya)
    • baskın çıkmak
    • başına gelmek
    • belaya bulaşmak
    • bir durumun içine çekilmek
    • bulmak (bir matematik işlemi sonucunda belli bir sayıyı)
    • canına okumak
    • ciğeri beş para etmez
    • dahil edilmek
    • dayanmak
    • derinden yaralamak
    • doğrultmak
    • duymak
    • eline geçmek
    • erişmek
    • erkek bir hayvanın soyu
    • ettirmek
    • ezberlemek
    • fark etmek
    • farkına varmak
    • fethetmek
    • geri zekalı
    • girmek
    • got
    • got - gotten/got
    • haklamak
    • hale gelmek
    • hareket ettirilmek
    • hareket ettirmek
    • havaya sokmak
    • hayret ettirmek
    • hayret uyandırmak
    • hazırlamak (bir öğün yemek)
    • hemen gitmek
    • hemen çıkmak
    • heyecanlandırmak
    • hislerine dokunmak
    • ikna ekmek
    • ilgisi olmak
    • intikam almak
    • intikam amaçlı öldürmek
    • irtibat kurmak
    • işitmek
    • kafalamak
    • kafasına girmek
    • kanalı çekmek (radyo/televizyon)
    • kandırmak
    • kapıya bakmak
    • kapıyı açmak
    • karşılaşmak
    • kazanç
    • kazanılan şey
    • kırılmak
    • kızdırmak
    • maden çıkarmak
    • mahkum olmak
    • mankafa
    • mat etmek
    • mesaj almak
    • nesep
    • nesil
    • organize etmek
    • pislik
    • piç
    • rahatsız etmek
    • rakip oyuncuyu oyun dışı bırakmak
    • sahip olmak
    • salak
    • sinirine gitmek
    • taşımak
    • temas kurmak
    • temin etmek
    • toplamak
    • tuzağa düşmek
    • ulaştırmak
    • uzman olmak
    • verilmek
    • yakalanmak (hastalığa)
    • yaralamak
    • yemek
    • zenginleşmek
    • zorunda olmak
    • çanına ot tıkamak
    • çarpmak
    • çocuk
    • çıkarmak
    • öldürerek susturmak
    • üstesinden gelmek
    • şantaj amaçlı yaklaşmak
    • şaşkınlık uyandırmak
    • şerefsiz
    • yetişmek
    • sokmak
    • yaptırmak
    • geçinmek
    • geçirmek
    • ayrılmak
    • öldürmek
    • kızmak
    • sızmak
    • sinirlendirmek
    • hazırlamak
    • katılmak
    • yavru
    • yapabilmek
    • uymak
    • anlaşmak
    • dolaşmak
    • tırmanmak
    • ögrenmek
    • yayınlamak
    • uyuşmak
    • düzenlemek
    • açıklamak
    • hızlanmak
    • savuşmak
    • gecinmek
    • gezinmek
    • uydurmak
    • şaşırtmak
    • anlaşmaya varmak
    • aşağı inmek
    • bağlantı kurmak
    • başından savmak
    • bir araya gelmek
    • demek istemek
    • dizginlenemez hale gelmek
    • far- kına varmak
    • geride bırakmak
    • güçlükle söylemek
    • hayvan yavrusu
    • hoşa gitmek
    • idare etmek
    • idrak etmek
    • ilgi çek- mek
    • isabet etmek
    • kabul etmek
    • kokusunu almak
    • not etmek
    • ortalıkta görünmek
    • ortaya çıkmak
    • sebep olmak
    • tedarik etmek
    • vasıl olmak
    • üstünden atmak
    • düşmek
    • çözmek
    • almak, elde etmek, olmak, hale gelmek, varmak, ulaşmak, uğraşmak, ilgilenmek, bakmak, gidip getirmek, gidip almak, ettirmek, yaptırmak, -tirmek, -tırmak, hazırlamak, götürmek, vurmak, anlamak
    • alıp getirmek

Images with "Get"

Phrases similar to "Get" with translations into Turkish

Add

Translations of "Get" into Turkish in sentences, translation memory