Translation of "give" into Turkish

vermek, bağışlamak, bahşetmek are the top translations of "give" into Turkish.

give Verb verb noun grammar

(ditransitive) To transfer the possession or holding of (something to someone or something else). [..]

+ Add

English-Turkish dictionary

  • vermek

    verb noun fiil

    transfer the possession of something to someone else [..]

    Tom is giving us time to consider his offer.

    Tom onun teklifini düşünmek için bize zaman veriyor.

  • bağışlamak

    Verb verb

    Are you sure that you want to give this away?

    Bunu bağışlamak istediğinizden emin misiniz?

  • bahşetmek

    fiil

    To give your father back his life, you must be my bride in the union of death.

    Babana hayatını geri bahşetmek için ölümün eşliğinde gelinim olmalısın.

  • Less frequent translations

    • çıkmak
    • hediye etmek
    • sağlamak
    • devretmek
    • ödemek
    • yaymak
    • esneklik
    • çekilmek
    • düzenlemek
    • terketmek
    • adamak
    • (arma, amblem) sahip olmak
    • (arma, amblem) sergilemek
    • (bir yere) açılmak
    • (bir yere) manzarası olmak
    • (ceza) uygulamak
    • (erkeğe) kendini teslim etmek
    • (eğlence, etkinlik) düzenlemek
    • (eşya vb.) uzatmak
    • (fikri veya konuşmayı) atfetmek
    • (hastalık) geçirmek
    • (hesaplama veya ölçüm) sonucu vermek
    • (isim) vermek
    • (krikette) dış meydanı oyuncusunu oyundan atmak
    • (manevi bir şeyi) sunmak
    • (ses) vermek
    • (ses) çıkarmak
    • (süre) vermek
    • (tat, dokunuş) katmak
    • (yemek) düzenlemek
    • almasına müsaade etmek
    • armağan etmek
    • ateşe tutmak
    • açmak
    • ağırlamak
    • baba olmak
    • babalık etmek
    • baskıya boyun eğme
    • baskıya boyun eğme eğilimi
    • baskıya boyun eğmek
    • baskıya tepki göstermek
    • bağlılık nedeniyle sunmak
    • başkasına devretmek
    • başkasının tasarrufuna vermek
    • belirli amaç için teslim etmek
    • bilgi aktarmak
    • bozulma
    • bulaştırmak
    • cezaya uğratmak
    • cinsel olarak bir erkeğe teslim olmak
    • darbe indirmek
    • değer vermek
    • değişim
    • dile getirmek
    • dilemek
    • doğruluğunu kabullenmek
    • dünyaya getirmek
    • ebeveyn otoritesini başkasına vermek
    • erimek (donmuş toprak)
    • esnek davranmak
    • esnemek
    • etkisini vermek
    • eğilim göstermek
    • eğilmek
    • eğlence olarak sunmak
    • farz etmek
    • feda etmek
    • fedakarlıkta bulunmak
    • fiziksel güce boyun eğmek
    • gave - given
    • gelir sağlamak
    • gerçekleşmek
    • getirmek
    • geçici olarak başkasının tasarrufuna vermek
    • geçit vermek
    • gitmek
    • göstermek
    • göstermek (belirti)
    • güvence vermek
    • halk için gerekli bir görevi yerine getirmek
    • hayır işi yapmak
    • hizmetine sunmak
    • ifade etmek
    • ilan etmek
    • ilaç olarak vermek
    • ilişkilerde verici olmak
    • imtiyazı kabul etmek
    • isimlendirmek
    • iyi niyetle sunmak
    • izin vermek
    • jüri kararı ile hüküm vermek
    • kadeh kaldırmaya davet etmek
    • katkıda bulunmak
    • katmak
    • kayba katlanmak
    • kaynağı olmak
    • kayıp vermek
    • konferans
    • konuşma
    • koparmak
    • kutsal işlem olarak yapmak
    • kökeni olmak
    • maruz bırakmak
    • menşei olmak
    • meydana gelmek
    • meyletmek
    • miras bırakmak
    • olmak
    • para etmek
    • para getirmek
    • para karşılığı teslim etmek
    • para vermek
    • paylaştırmak
    • resmi kararla hükmetmek
    • resmi olarak bağışlamak
    • resmi olarak hibe etmek
    • sahip olmasına izin vermek
    • saldırmak
    • salık vermek
    • satmak
    • sebep olmak
    • serbestçe uygulamak
    • seslendirmek
    • sonucunu getirmek
    • sözlü olarak ifade etmek
    • süre tahmini yapmak
    • taahhüt etmek
    • tahliye etmek
    • tahsis etmek
    • tam olarak uygulamak
    • tanımak
    • tarif etmek
    • tasvir etmek
    • taviz vermek
    • teklif etmek
    • telefon bağlantısı yapmak
    • teminat olarak sunmak
    • ticarette temin etmek
    • tümüyle uygulamak
    • umursamak
    • uygulanan kuvvet veya basınçla çökmek
    • uysallık
    • uyum sağlamak
    • uçlanmak
    • vakfetmek
    • vasiyetle bırakmak
    • veri olarak belirlemek
    • vermek (belirti)
    • vuku bulmak
    • yapıvermek
    • yasal yetkiyle karar vermek
    • yiyecek veya içecek temin etmek
    • yol göstermek
    • yumuşaklık
    • yönelmek
    • yıkılmak
    • çökmek
    • çözülmek (donmuş toprak)
    • çıkarmak
    • ödün vermek
    • üretmek
    • ürün olarak vermek
    • ılımak (hava)
    • ısınmak (hava)
    • sızdırmak
    • erimek
    • geçirmek
    • bitmek
    • müptelâsı
    • açılmak
    • bakmak
    • koku
    • bel vermek
    • ele vermek
    • eserin sahibini tanımak
    • gerilme hassası
    • gösteriş yapmak
    • hibe etmek
    • ilân etmek
    • itiraf etmek
    • kabul etmek
    • kendinden geçmek
    • kredi açmak
    • kuvveti tükenmek
    • meydan vermek
    • mücadeleden vaz geçmek
    • nazır olmak
    • pes etmek
    • serbest bırakmak
    • sırrını açıga vurmak
    • tayin etmek
    • teslim etmek
    • teslim olmak
    • ümidi kesmek
    • sunmak
    • söylemek
    • anlatmak
    • icra etmek
    • vermek, doğruluğunu kabullenmek, tanımak, itiraf etmek, bel vermek, eğilmek, esneklik
  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "give" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Images with "give"

Phrases similar to "give" with translations into Turkish

Add

Translations of "give" into Turkish in sentences, translation memory