Translation of "highness" into Turkish
yükseklik, yücelik, ghness Ekselansları are the top translations of "highness" into Turkish.
highness
noun
the state of being high [..]
-
yükseklik
nounI'm dreadfully afraid my grandfather had a slight stroke in those high passes through the Sierras.
Büyükbabamın, Sierra'ları geçerken yükseklik nedeniyle hafif bir felç geçirmiş olmasından ziyadesiyle korkuyorum.
-
yücelik
More of your high- minded lunacy?
Hala yücelik mi taslıyorsunuz?
-
ghness Ekselansları
-
Less frequent translations
- ghness Ekselansları.
- yücelik. His veya Your H
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "highness" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
Highness
noun
grammar
(with His, Her or Your) The title, and the form of address of a prince, princess or someone of equivalent rank. [..]
-
altes
Your Highness, is this your first visit to our country?
Altes, ülkemizi ilk ziyaretiniz mi?
Phrases similar to "highness" with translations into Turkish
-
Cenabı Hak. with a high hand kendince · ali · amirlik taslayarak · amirlik taslayarak. · asil · azametli · azgın · ağır · barometrenin yüksek olduğu bölge · bazen 10-12 sınıfları. high seas enginler · baş · büyük · coşkun · direnmek · doruk. high treason ihanet · gururlu. High Church Anglikan Kilisesinin Katolikliğe meyleden kısmı. high color koyu renk · göklere çıkararak. It' high time. Tam vakti. Zamanı geldi de geçti bile. the Most High Tanrı · hayal peşinde koşmak. get on one's high hors ayak diremek · hızlı · ileri · kabarma saati · kabarmak · kafa tutmak. in high terms överek · karada · kendini beğenmiş · kibirli · kimsesiz ve çaresiz kalmış. high and low her yerde · kokmuş · kutuplara yakın · lise · mağrur · muhteşem · mükellef çay ziyafeti. high tide kabarma · necip · neşeli · pahalı · pikap · resmi okulların 9-12 sınıfları · sarhoş · semada · semada. · sert · soylu · taşkın · tiz · ulu · vatan veya devlete hıyanet. fly high büyük emeller beslemek · yortu günü. high dive yüksekten dalış. high dudgeon öfke · yüce · yüksek perdeden · zengin fakir · âIâ · çok · çok eski · çılgınlık. high jump yüksek atlama. high life yüksek tabaka hayatı · öfkelenmek · önemli · üst · şiddetli
Add example
Add