Translation of "leading" into Turkish
ima, rehberlik, yol gösteren are the top translations of "leading" into Turkish.
leading
adjective
noun
verb
grammar
Present participle of lead. [..]
-
ima
nounCan we skip the part where I speak through thinly veiled allure and lead you to believe there's some earth-shattering hump in the works?
Sana hafif tutulmuş gibi bir ses tonuyla konuşup hayatının sevişmesini yaşayacağını ima edeceğim kısmı es geçelim mi?
-
rehberlik
But anyway we would like to thank you for tipping us off with the leads from Interpol.
Ama yine de bize İnterpol'den verdiğiniz rehberlik tüyoları için teşekkür ederiz.
-
yol gösteren
And then you will be my leading lady.
O zaman sen de benim yol gösteren hanımım olacaksın.
-
Less frequent translations
- yol gösterme
- önde olan
- ana
- kurşun çerçeve
- satır aralarının anterlini
- önemli
- baş
- en önemli
- en önemli, ana, temel, yol gösteren, kılavuzluk eden, yöneten, önde olan
- esas
- kurşun ile kaplama veya bölme
- satır boşluğu
- seçkin
- önde gelen
- önde giden
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "leading" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Phrases similar to "leading" with translations into Turkish
-
ana · anterlin · ayarlamak · bağlama teli · baş · başkanlık etmek · başlamak · başlatmak · başrol · başrol oyuncusu · başta gelmek · baştan çıkarmak · başında olmak · bilgi · bozmak · cezbetmek · elinden tutup götürmek · getirmek · gitmek · grafit · götürmek · götürmek, rehberlik etmek, · idare etmek · ikna etmek · ileride bulunma · inandırmak · ipucu · iskandil · kablo · kalem kurşunu · kalem ucu · kayış · kontrol etmek · kordon · kurşun · kurşunla tıkamak · kılavuz · kılavuz öncü · kılavuzluk · kılavuzluk etmek · lider olmak · makalenin ilk cümleleri · malumat · müşteri adayı · oyunda başlama hakkı · rehber olmak · rehberlik · rehberlik etmek · saçma · sonuçlanmak · sürdürmek · sürmek · tasma · tesir etmek · uç · varmak · yardım etmek · yaşamak · yedeğinde götürmek · yol göstermek · yönetmek · zincir · çekmek · çıkmak · öncü · öncülük etmek · önde bulunma · önde gelme · önde olmak · önderlik · örnek
-
cennete giden yol imandan geçer · güçlüklere göğüs geren kişi erdemlidir
-
başta gelmek
-
çok önde olmak
Add example
Add