Translation of "make" into Turkish

yapmak, etmek, olmak are the top translations of "make" into Turkish.

make verb noun grammar

(intransitive, now mostly colloquial) To behave, to act. [..]

+ Add

English-Turkish dictionary

  • yapmak

    verb fiil

    İdrarın mesaneden vücudun dışına akmasına izin vermek. [..]

    I'm making myself a sandwich. I'll make you one, too, if you want one.

    Kendime bir sandviç yapıyorum. İstersen sana da bir tane yaparım.

  • etmek

    verb fiil

    İdrarın mesaneden vücudun dışına akmasına izin vermek. [..]

    I got an excellent grade on the test, and that makes me very happy.

    Testte mükemmel bir not aldım, ve bu beni çok mutlu ediyor.

  • olmak

    verb fiil

    Bir seyin malzemesi veya bileşeni olmak. [..]

    Tom wants to make sure you understand what you're supposed to do.

    Tom yapman gereken şeyi anladığından emin olmak istiyor.

  • Less frequent translations

    • kurmak
    • meydana getirmek
    • yaratmak
    • çıkarmak
    • sağlamak
    • üretmek
    • düzeltmek
    • almak
    • yaptırmak
    • varmak
    • yapım
    • marka
    • ulaşmak
    • atamak
    • yakalamak
    • yerine getirmek
    • kazanmak
    • makyaj
    • şekil
    • yetişmek
    • hazırlamak
    • oluşturmak
    • (ateş) yakmak
    • (bir pozisyona) yükselmek
    • (bir sayıya) ulaşmak
    • (bir şey yapmaya) davranmak
    • (bir şeyden) en zevkli veya doyurucu deneyimi elde etmek
    • (bowling) atış sonrası ayakta kalan lobutları kareye çevirmek
    • (bowling) atış sonrası ayakta kalan lobutların tamamını ikinci atışta devirmek
    • (briç ve vistte) kozların deklarasyonu
    • (devre/sistem) kapanma
    • (devre/sistem) kapanmak
    • (devreyi/sistemi) kapamak
    • (eser) yazmak
    • (fiyat/alışveriş) tutmak
    • (golf) topu çukura sokmak
    • (hale) getirmek
    • (kanun) çıkarmak
    • (karar) vermek
    • (kart oyununda) belirli kart veya puanları kazanmak
    • (kart oyununda) oyunu tamamlamak
    • (madende cevher) görülmek
    • (madende cevher) ortaya çıkmak
    • (mahsul) yetiştirmek
    • (manşetleri) işgal etmek
    • (otu) kurutup olgunlaştırmak
    • (oyun kartlarını) karıştırmak
    • (saman) kestirip kurutturmak
    • (takıma/organizasyona) girmek
    • (tavlada) kapı almak
    • (yüz hareketi) yapmak
    • (zamanında) erişmek
    • (zamanında) ulaşmak
    • -dırmak
    • -tirmek
    • ... olarak düşünmek
    • ... olarak fayda sağlamak
    • ... olarak görmek
    • adlandırmak
    • adı geçmek
    • akdetmek
    • aklı ermek
    • akran
    • almak (yol)
    • anlam vermek
    • anlam çıkarmak
    • arkadaş
    • artmak
    • askeri tayin
    • askeri terfi
    • ağırlığı olmak
    • başarıya ulaştırmak
    • başka bir şey haline gelebilmek
    • başlamak
    • başlıyormuş gibi görünmek
    • baştan çıkarmak
    • becermek
    • belirlemek
    • belirli bir duruma sokmak
    • belirli bir hızda hareket etmek
    • belirttirmek
    • belli bir hız yapmak
    • belli bir hıza ulaşmak
    • bestelemek
    • beyan etmek
    • bileşenleri bir araya getirmek
    • bilgisini değerlendirmek
    • bir el kazanmak
    • bir kimsenin bedensel, zihinsel veya manevi yapısı
    • bir taraftan öteki tarafa geçerek ulaşmak
    • bir yandan öteki yana geçmek
    • bir şeyi yapma niyeti ile hareket etmek
    • bir şeyi yaptığını göstermek
    • birini ömrü boyunca mafyaya üye yapmak
    • birinin ömrü boyunca mafyada kalmasını sağlamak
    • birleştirmek
    • biçim
    • boyutça büyümek
    • bulunmak
    • büyük uygulamaları otomatik olarak geliştiren bir program desteği
    • cins
    • denk
    • derinleşmek
    • devirmek
    • devreyi kapatmak
    • değerinde olmak
    • duyurmak
    • dönüştürmek
    • dönüşüp başka hale gelebilmek
    • düdüklemek
    • düzenlemek
    • elektrik devresinin kapanması
    • etkili olmak
    • ev yapımı proje
    • eylemek
    • eşdeğerde olmak
    • eşit olmak
    • eşlik eden kimse
    • fikrine önem vermek
    • gelişmek
    • gibi görünmek
    • girişmek
    • görevi görmek
    • görmek
    • görünmek
    • göstermek
    • gözlemletmek
    • gözükmek
    • gözüne ilişmek
    • güzel kılmak
    • haline gelmek
    • haline getirmek
    • hayat arkadaşı
    • hayata geçirmek
    • hesap etmek
    • hesaplamak
    • hizaya sokmak
    • hizmet etmek
    • huy
    • icra etmek
    • iki veya daha fazla şeyin bir araya gelmesiyle oluşmak
    • ilan ettirmek
    • ilerlemek
    • ilişki kurmak
    • ilişkiye girmek
    • imal etme
    • imal etmek
    • imalat tipi
    • irtibat kurmak
    • istenen verimlilik standardına getirmek
    • işlemek
    • kabarmak
    • kadar etmek
    • kapatmak (devreyi)
    • karakter
    • karnını doyurmak
    • kart hilesi ile kazanmak
    • kartları dağıtmak
    • karı kocadan her biri
    • karşılık gelmek
    • katetmek
    • katılmak
    • kimlik saptaması
    • kimlik tespiti
    • konum edinmek
    • koymak
    • koz atma/çıkarma
    • made - made
    • mamulat
    • meydana getirilmek
    • meydana çıkarmak için yeterli olmak
    • mizaç
    • muadil
    • neden olmak
    • olarak atamak
    • olgunlaşmak
    • oluşturup aklında tutmak
    • para kazanmak
    • refakatçi
    • rol yapmak
    • rotaya dahil etmek
    • sayı kazanmak
    • sayı yapmak
    • sebep olmak
    • seks yapmak
    • sevişmek
    • seyahat sırasındayken uğramak
    • suya bırakmak
    • suya indirmek
    • suçlu kabul etmek
    • suçlu olarak tanımlamak
    • suçlu tespit etmek
    • suçlu teşhis etmek
    • söylemek
    • tabiat
    • tadını çıkarmak
    • tahmin etmek
    • taklit yapmak
    • tamamlamak
    • tanzim etmek
    • tanımak
    • tasarlamak
    • tayin etmek
    • temas kurmak
    • temin etmek
    • terfi etmek
    • tesir etmek
    • tespit etmek
    • teşhis
    • teşkil etmek
    • ticaret yaparak para kazanmak
    • tutmak
    • uydurmak
    • uygulamaya koymak
    • uygun bir şekilde icra etmek
    • uygun hale getirmek
    • uğramak
    • yanaşmak
    • yap
    • yapma
    • yapılma miktarı
    • yapılma sayısı
    • yapılış şekli
    • yaramak
    • yaratılış
    • yarım peni
    • yasalaştırmak
    • yayılmak
    • yazmak veya düzenlemek
    • yaşıt
    • yeltenmek
    • yemek
    • yemek yemek
    • yer edinmek
    • yerleşmek
    • yol almak
    • yol açmak
    • yola koyulmak
    • yola çıkmak
    • yoldaş
    • yükselmek
    • zamanında varmak
    • zihinde düzenlemek
    • zihinde hesaplamak
    • zihinde tasarlamak
    • zorlamak
    • çaba göstererek yapmak
    • çalışarak para kazanmak
    • çevirmek
    • özünü ortaya çıkarmak
    • üretim
    • şans getirmek
    • şiir yazmak
    • yapılış
    • anlamak
    • çeşit
    • yapı
    • gitmek
    • hasılat
    • erişmek
    • delmek
    • kavramak
    • mamulât
    • somurtmak
    • randıman
    • bina etmek
    • cinsel ilişkide bulunmak
    • elde etmek
    • mecbur etmek
    • tesis etmek
    • verim
    • yapılmak
    • kılmak
    • vermek
    • Make
    • pişirmek
    • davranmak
    • karşılamak
    • sıçmak
    • kestirmek
    • görevlendirmek
    • işemek
    • dışkılamak
    • -dir-
    • -t-
    • boşaltım yapmak
    • inşa etmek
    • kaka yapmak
    • tekevvün etmek
    • teşekkül etmek
    • yapmak, yapmak, hazırlamak, düzeltmek, meydana getirmek, -e neden olmak, yapmak, yapı, biçim, marka, çeşit
    • çiş yapmak
  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "make" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Images with "make"

Phrases similar to "make" with translations into Turkish

Add

Translations of "make" into Turkish in sentences, translation memory