Translation of "mediator" into Turkish
uzlaştırıcı, arabulucu, arabuluculuk are the top translations of "mediator" into Turkish.
mediator
noun
grammar
One who negotiates between parties seeking mutual agreement. [..]
-
uzlaştırıcı
-
arabulucu
nounA good mediator can make a deal go smoothly.
İyi bir arabulucu anlaşmanın sorunsuz geçmesini sağlayabilir.
-
arabuluculuk
The union has asked for the mediation of the government in the dispute.
Sendika tartışma için hükümetten arabuluculuk istedi.
-
Less frequent translations
- arabulucu aracı
- uzlaçtırıcı kimse
- aracı
- şefaate ait
- temsilci
- müzakereci
- arabulucu, aradüzelten
- uzlaştırma: şefaat
- şefaate ait.
- şefaatçi. mediatorship aracılık
- şefaatçilik. mediatory uzlaştırmayla ilgili
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "mediator" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Phrases similar to "mediator" with translations into Turkish
-
arabulucu kadın
-
birleştirmek, eklemek
-
Arabuluculuk · arabuluculuk · aracılık · meditasyon
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.
-
Reseptör aracılı endositoz
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.
-
ara bulmak · ara yerde bulunan · arabuluculuk etmek · arabuluculuk yapmak · aracılık etmek · arada haber götürmek · araya girmek · dolaylı · dolaylı ilgisi olan · dolayıslyle olan · doğrudan doğruya olmayan · ikisi ortası. mediately vasıta olarak. media'tion ara buluculuk · orta · ortada olan · tavassut · vasıta olmak · şefaat · şefaat.
Add example
Add