Translation of "pace" into Turkish
adım, hız, sürat are the top translations of "pace" into Turkish.
A step taken with the foot. [..]
-
adım
nounThey stepped a few paces forward.
Onlar ileriye doğru birkaç adım attılar.
-
hız
nounWe're sorry that the pace of construction is not sufficient to address the great demand for apartments.
Biz inşaat hızının büyük daireler talebini karşılamaya yeterli olmadığı için üzgünüz.
-
sürat
NounThe pace is too fast.
Bu sürat çok fazla.
-
Less frequent translations
- yürümek
- yürüyüş
- gezinmek
- gidiş
- ilerleme hızı
- hatve
- adımlayarak ölçmek
- adımlayarak ölçülmüş
- rahvan yürüyüş
- ayak
- izniyle
- adım yürüyüş
- rahvan gitmek
- örnek olmak
- adım, yürüyüş, sürat, hız, ağır ya da düzgün adımlarla yürümek, adımla ölçmek, adımlamak, koşu ya da yürüyüş hızını belirlemek
- ağır ve düzenli adımlarla yürümek
- belirli bir düzene sokmak
- bir a dımda katedilen mesafe
- spot koşu süratini tayin etmek. peced rahvan yürüyüşlü
- yürüyüş sürati. keep pace with ayak uydurmak. put one through his paces bir kimsenin kabiliyetini denemek. set the için pace yarış veya yürüyüşte sürati tayin etmek
- örnek olan kimsenin yardımı ile yapılmış.
- örnek olmak.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "pace" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
A surname. [..]
"Pace" in English - Turkish dictionary
Currently, we have no translations for Pace in the dictionary, maybe you can add one? Make sure to check automatic translation, translation memory or indirect translations.
Parliamentary Assembly of the Council of Europe [..]
"PACE" in English - Turkish dictionary
Currently, we have no translations for PACE in the dictionary, maybe you can add one? Make sure to check automatic translation, translation memory or indirect translations.
Images with "pace"
Phrases similar to "pace" with translations into Turkish
-
sürati artırmak
-
Charlie Pace
-
volta
-
bolluk içinde yaşamak · çok harcamak
-
yeteneklerini ölçmek, sınamak
-
birini/bir şeyi sınava tabi tutmak · birinin/bir şeyin becerisini sınamak · birinin/bir şeyin yeteneğini denemek/test etmek
-
bir kimsenin yeteneğini denemek
-
her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır