Translation of "revealing" into Turkish
anlamlı, manidar,, gösteren, gözler önüne seren are the top translations of "revealing" into Turkish.
revealing
adjective
noun
verb
grammar
Of clothing: allowing to see more than is usual. [..]
-
anlamlı, manidar,
giysi
-
gösteren
What expression revealing a humble state of mind did the third president of the Society make?
Yönetim Kurulunun üçüncü başkanı alçakgönüllü bir zihinsel tutumu gösteren hangi ifadede bulundu?
-
gözler önüne seren
It's this very redness That reveals how the universe was born.
Kainatın nasıl meydana geldiğini gözler önüne seren işte tam da bu kırmızılıktır.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "revealing" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Phrases similar to "revealing" with translations into Turkish
-
anlatmak · açıklamak · açıt yanağı · açığa vurmak · açığa vurmak göstermek · açığa vurmak, ortaya çıkarmak, göstermek, pervaz, kapı dikmesi · göstermek · gözler önüne sermek · haber vermek · ifşa etmek · ilan etmek · meydana çıkarmak · ortaya koymak · ortaya çıkarmak
-
sırrı açıklamak
-
açıklamak · açığa vurmak · göstermek
-
anlatmak · açıklamak · açıt yanağı · açığa vurmak · açığa vurmak göstermek · açığa vurmak, ortaya çıkarmak, göstermek, pervaz, kapı dikmesi · göstermek · gözler önüne sermek · haber vermek · ifşa etmek · ilan etmek · meydana çıkarmak · ortaya koymak · ortaya çıkarmak
-
anlatmak · açıklamak · açıt yanağı · açığa vurmak · açığa vurmak göstermek · açığa vurmak, ortaya çıkarmak, göstermek, pervaz, kapı dikmesi · göstermek · gözler önüne sermek · haber vermek · ifşa etmek · ilan etmek · meydana çıkarmak · ortaya koymak · ortaya çıkarmak
-
anlatmak · açıklamak · açıt yanağı · açığa vurmak · açığa vurmak göstermek · açığa vurmak, ortaya çıkarmak, göstermek, pervaz, kapı dikmesi · göstermek · gözler önüne sermek · haber vermek · ifşa etmek · ilan etmek · meydana çıkarmak · ortaya koymak · ortaya çıkarmak
-
anlatmak · açıklamak · açıt yanağı · açığa vurmak · açığa vurmak göstermek · açığa vurmak, ortaya çıkarmak, göstermek, pervaz, kapı dikmesi · göstermek · gözler önüne sermek · haber vermek · ifşa etmek · ilan etmek · meydana çıkarmak · ortaya koymak · ortaya çıkarmak
Add example
Add