Translation of "Strah" into Turkish

Korku, korku, dehşet are the top translations of "Strah" into Turkish. Sample translated sentence: Neka na vas ne utječe strah, prošlost ili mišljenje drugih. ↔ Korku, geçmiş ya da başkalarının düşünceleri sizi yolunuzdan saptırmasın.

Strah
+ Add

Croatian-Turkish dictionary

  • Korku

    Neka na vas ne utječe strah, prošlost ili mišljenje drugih.

    Korku, geçmiş ya da başkalarının düşünceleri sizi yolunuzdan saptırmasın.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Strah" into Turkish

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

strah grammar
+ Add

Croatian-Turkish dictionary

  • korku

    noun

    Kolektivni strah postane toliko ozbiljan da ubojstvo bude prihvatljivo.

    Kolektif korku öyle ciddileşir ki cinayet normal olur.

  • dehşet

    noun

    Kao da ovi rizici nisu dovoljno deprimirajući, drugi su stvorili još veći strah.

    Tüyler ürperten bu riskler yetmiyormuş gibi, daha başka yeni hastalıklar daha büyük bir dehşet yaratmıştır.

  • korkmak

    verb

    Jeremy je vješt lovac, i nije ga strah zauzeti se za ono što želi.

    Jeremy'nin avcı yetenekleri var ve onlara karşı durmaktan korkmuyor.

Add

Translations of "Strah" into Turkish in sentences, translation memory

Dakle, što se ebole tiče, paranoični strah od zarazne bolesti, kojeg prati par slučajeva prijenosa u bogate zemlje, poveo je globalno društvo u jedinstvo i radom posvećenih kompanija za razvoj cjepiva sada imamo ovo: Dva cjepiva protiv ebole na testiranju učinkovitosti u zemljama pogođenim ebolom
Ebola için, salgın bir hastalığın paranoyak korkusu, birkaç vakanın refah ülkelere taşınmasının ardından küresel toplumu bir araya getirdi ve sıkı calışan aşı şirketlerinin çabalarıyla şimdi elimizde bunlar var: Ebola ülkelerinde etkinlik testlerinde olan iki Ebola aşısı--
Teta Mae je strah o stvarima kao što je ovaj.
Mae teyze bu durumlarda terör estirir.
Čovjek koji je pobjegao dolje sa planine te noći nije drhtao od radosti, nego od potpunog, praiskonskog straha.
Böylece o gece dağdan kaçan o adam neşeyle değil saf, ilkel bir korkuyla ürperdi. İkna ile değil, şüpheyle sarsılmıştı.
I oni raskinuše konopce kojima bijahu vezani; i kad narod vidje to, poče bježati, jer strah od uništenja dođe na njih.
Ve onlar bağlı bulundukları ipleri kopardılar ve oradaki insanlar bunu görünce kaçmaya başladılar; çünkü onların üzerine ölüm korkusu gelmişti.
Opet vam kažem, on napada, kako vidim, svoj strah.
Tekrar söylüyorum, anladığım kadarıyla kendi korkularına saldırıyor.