Translation of "BOY" into Arabic

بوی, حجم, بوی are the top translations of "BOY" into Arabic.

BOY
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • بوی

    (Orta Türk. [Oğuzca] bōy < Fars. bōy) E. T. Türk. ve halk ağzı. Yem olarak da kullanılan, burçağa benzer bir tahıl çeşidi, boy otu [Boy tohumu pastırma çemeninin yapımında kullanılır]. Poy otu, çemen otu, tohumları kırmızı bibere benzeyen, 10-50cm. yükseklikte, karabiberle, karıştırılarak pastırma çemeninde kullanılan bir bitki; (Trigonella joenumgraecum).

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "BOY" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

boy noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • حجم

    noun masculine

    Bence o mavi ve üstünde boyu zoolojik olarak yanlış olan bir kelebek var.

    أعتقد أنها زرقاء و عليها فراشة و حجمها طبقًا لعلم الحيوان غير صحيح.

  • بوی

    (Eski Türk. bōḏ > bōy) Aynı soy ve âileden sayılan, bir başa bağlı olarak aynı düzen içinde bir arada ve göçebe olarak yaşayan insanların meydana getirdiği küçük topluluk, bir aşîretin kollarından her biri, kabîle: Soyunu sopunu, obasını, boyunu dirlik düzenlik içinde tutmak, uğrulardan korumak için değil mi? (Mustafa N. Sepetçioğlu). ѻ Boy beyi: Bir boyun başında bulunan kimse: Bu sünbül-i hoş-bû ki düşer pâyine gûyâ / Şeh ayağına baş komuş boy beyidir (Zâtî). Ahmet Bey, öteki boy beyleriyle berâber Toygun Paşa ordusuna katılıp Kapuşvar fethine gitmiş (Ömer Seyfeddin).

  • قبيلة

    noun feminine

    Yine de bütün kabileyi kış boyu doyurmaya yetmez.

    ولكنه ليس كافياً لإطعام القبيلة طيلة فصل الشتاء

Boy proper
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • بوی

    (Eski Türk. bōḏ) 1. Bir şeyin yere değen veya yere en yakın olan kısmı ile en yüksek noktası arasındaki mesâfe: Yokuşlar eğri büğrü, dimdik ve minâre boyu uçurumlarla dolu (Refik H. Karay). 2. Bir şeyin iki ucu arasındaki uzunlamasına mesâfe, uzunluk: “Yorganın boyu biraz kısa olmuş.” 3. İnsanın tabanı ile tepesi arasındaki yükseklik, kāmet, endam: Boyum yetişmediği için koltuklardan birini çektim (Refik H. Karay). 4. Bir şeyin büyüklük küçüklük derecesi: “Bana iki boy büyüğü lâzım.” 5. (Kumaş için) Kullanılacak yere göre belirlenen uzunluk: “Bir pencereye iki boy gittiğine göre üç metre kumaş almak lâzım.” “Size iki boydan elbise çıkar.” 6. (Gün, saat, yıl, yüzyıl, mevsim gibi zaman bildiren kelimelerle) Süresince, müddetince: “Mevsim boyu.” “Yaz boyu.” Dünyânın asırlar boyu göz koyduğu belde (Orhan S. Orhon). 7. (Nehir, deniz vb. kelimelerle) Kenar, kıyı, sâhil [Kelime son iki anlamda isim tamlamasının ikinci öğesi durumundadır]: Tuna boyunda ölmekten çekinmez misiniz? (Nâmık Kemal). Bununla tuğlarımız geçti çölde Nil boyunu (Orhan S. Orhon).

Phrases similar to "BOY" with translations into Arabic

Add

Translations of "BOY" into Arabic in sentences, translation memory