Translation of "Demir" into Arabic

حديد, دمر, حديد are the top translations of "Demir" into Arabic.

Demir proper
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • حديد

    noun

    معدن

    Demir taşıdım ama borçtan daha ağır bir şey bulmadım.

    حملت الحديد فلم أجد أثقل من الدَيْن.

  • دمر

    verb

    (Eski Türk. temür > demür > demir) [Kelime Farsça’ya, Arapça’ya ve Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Dövülüp şekillendirilmesi, çekilip uzatılması, inceltilmesi kolay ve döküme elverişli olduğu için kullanılış yeri çok geniş olan, yoğunluğu 7,8, erime derecesi 1510, atom ağırlığı 55,85, atom numarası 26 ve sembolü Fe olan element. 2. Deniz taşıtlarının akıntı ve fırtına sebebiyle yer değiştirmesini önlemek için ucu gemiye bağlı bir zincirle denize atılan ve dibe gömülüp geminin olduğu yerde kalmasını sağlayan ağır çengel, çapa. 3. Bir şeyin demirden yapılan ve belli bir işe yarayan parçası: “Pencere demiri.” “Sapan demiri.” 4. Eskimelerini önlemek için ayakkabıların topuğuna veya burnuna çakılan mâdenî parça. 5. sıf. Demirden yapılmış: “Demir parmaklık.” “Demir karyola.” Havuz başındaki demir kanepeye oturduk (Peyâmi Safâ). Kulaklarından demir halkalar sarkıyordu (Refik H. Karay). 6. mec. Bu mâden gibi sert, katı, dayanıklı, kuvvetli: Acaba benim gibi bir kimsede böyle demir mîde var mı? (Ahmed Vefik Paşa). Türk milleti, en civan demlerinde çılgın âşıklar gibi susuz çöller aşarak, demir kaleler devirerek... (Rûşen E. Ünaydın). Kaç asrın derinliğinden gelen ledünnî bir ses bu demir cümleyle emrediyor (Yahyâ Kemal).

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Demir" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

demir noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • حديد

    noun masculine

    Demir taşıdım ama borçtan daha ağır bir şey bulmadım.

    حملت الحديد فلم أجد أثقل من الدَيْن.

  • حَدِيد

    Demir taşıdım ama borçtan daha ağır bir şey bulmadım.

    حملت الحديد فلم أجد أثقل من الدَيْن.

  • دمور

    (Eski Türk. temür > demür > demir) [Kelime Farsça’ya, Arapça’ya ve Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Dövülüp şekillendirilmesi, çekilip uzatılması, inceltilmesi kolay ve döküme elverişli olduğu için kullanılış yeri çok geniş olan, yoğunluğu 7,8, erime derecesi 1510, atom ağırlığı 55,85, atom numarası 26 ve sembolü Fe olan element. 2. Deniz taşıtlarının akıntı ve fırtına sebebiyle yer değiştirmesini önlemek için ucu gemiye bağlı bir zincirle denize atılan ve dibe gömülüp geminin olduğu yerde kalmasını sağlayan ağır çengel, çapa. 3. Bir şeyin demirden yapılan ve belli bir işe yarayan parçası: “Pencere demiri.” “Sapan demiri.” 4. Eskimelerini önlemek için ayakkabıların topuğuna veya burnuna çakılan mâdenî parça. 5. sıf. Demirden yapılmış: “Demir parmaklık.” “Demir karyola.” Havuz başındaki demir kanepeye oturduk (Peyâmi Safâ). Kulaklarından demir halkalar sarkıyordu (Refik H. Karay). 6. mec. Bu mâden gibi sert, katı, dayanıklı, kuvvetli: Acaba benim gibi bir kimsede böyle demir mîde var mı? (Ahmed Vefik Paşa). Türk milleti, en civan demlerinde çılgın âşıklar gibi susuz çöller aşarak, demir kaleler devirerek... (Rûşen E. Ünaydın). Kaç asrın derinliğinden gelen ledünnî bir ses bu demir cümleyle emrediyor (Yahyâ Kemal).

  • دمیر

    (Eski Türkçe temür > demür > demir) [Kelime Farsça’ya, Arapça’ya ve Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Dövülüp şekillendirilmesi, çekilip uzatılması, inceltilmesi kolay ve döküme elverişli olduğu için kullanılış yeri çok geniş olan, yoğunluğu 7,8, erime derecesi 1510, atom ağırlığı 55,85, atom numarası 26 ve sembolü Fe olan element. 2. Deniz taşıtlarının akıntı ve fırtına sebebiyle yer değiştirmesini önlemek için ucu gemiye bağlı bir zincirle denize atılan ve dibe gömülüp geminin olduğu yerde kalmasını sağlayan ağır çengel, çapa. 3. Bir şeyin demirden yapılan ve belli bir işe yarayan parçası: “Pencere demiri.” “Sapan demiri.” 4. Eskimelerini önlemek için ayakkabıların topuğuna veya burnuna çakılan mâdenî parça. 5. sıf. Demirden yapılmış: “Demir parmaklık.” “Demir karyola.” Havuz başındaki demir kanepeye oturduk (Peyâmi Safâ). Kulaklarından demir halkalar sarkıyordu (Refik H. Karay). 6. mec. Bu mâden gibi sert, katı, dayanıklı, kuvvetli

Images with "Demir"

Phrases similar to "Demir" with translations into Arabic

Add

Translations of "Demir" into Arabic in sentences, translation memory