Translation of "Posta" into Arabic
بريد, پوشتا, بريد are the top translations of "Posta" into Arabic.
-
بريد
noun masculineEv numaranı, mahalleni, posta kodunu ve sokağını ayrı ayrı yazmak zorundasın.
عليك إدخال رقم البيت، الحي، الرمز البريدي والشارع كل على حدى.
-
پوشتا
(İtal. posta < Lat.) [Eskiden atlı ulaklara verilen ad] (Posta anlamına gelen Kelime, Artin Hindoğlu sözlüğünde bu imlayla yazılmıştır.) 1. Bir yerden bir yere gönderilen mektup, telgraf, paket vb.nin bütünü. 2. Bu emânetleri teslim almak ve yerlerine ulaştırmakla görevli kuruluş. 3. Belirli zamanlarda yapılan sefer ve bu seferi yapan taşıt: Beşi çeyrek geçe postasını icrâya hazırlanan Ferah vapuru, Kadıköyü iskelesinden fekk-i râbıtaya istîcal gösterir gibi hafif hafif sallanıyor (Hüseyin R. Gürpınar). Çoluk çocuğu buraya getirtiyorum diye tebşir etti. Bugün mektup aldım; perşembe günkü posta ile İstanbul’dan İnebolu’ya çıkacaklar (Fahri Celâl). 4. Mektup, paket vb. götüren taşıt: “Posta arabası.” 5. kısa. Çok yere uğradığı için varacağı yere geç ulaşan vapur, tren. Karşıtı: EKSPRES: “Posta ile gitmem, çok uzun sürüyor.” “Ankara’dan posta ile döndüm.” 6. Haberci, ulak: “Haberi ulaştırmak için hemen posta çıkardılar.” Bu haberi şimâlî Kafkas kıt’alarına ilk bizim postamız götürdü (Rûşen E. Ünaydın). 7. asker. Nöbette bulunan er. 8. (Bir sayı sıfatı ile birlikte) Defa, kez, sefer: “Günde üç posta yoklamaya gidiyorum.” 9. Fabrika vb. yerlerde günün belirli saatlerine göre nöbetleşe çalışma, vardiya. 10. Böyle bir çalışma yapanların bütünü: “Gece postası kaç kişi?”
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "Posta" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
بريد
nounEv numaranı, mahalleni, posta kodunu ve sokağını ayrı ayrı yazmak zorundasın.
عليك إدخال رقم البيت، الحي، الرمز البريدي والشارع كل على حدى.
-
بَرِيد
nounEv numaranı, mahalleni, posta kodunu ve sokağını ayrı ayrı yazmak zorundasın.
عليك إدخال رقم البيت، الحي، الرمز البريدي والشارع كل على حدى.
-
پوسته
(İtal. posta < Lat.) [Eskiden atlı ulaklara verilen ad] 1. Bir yerden bir yere gönderilen mektup, telgraf, paket vb.nin bütünü. 2. Bu emânetleri teslim almak ve yerlerine ulaştırmakla görevli kuruluş. 3. Belirli zamanlarda yapılan sefer ve bu seferi yapan taşıt: Beşi çeyrek geçe postasını icrâya hazırlanan Ferah vapuru, Kadıköyü iskelesinden fekk-i râbıtaya istîcal gösterir gibi hafif hafif sallanıyor (Hüseyin R. Gürpınar). Çoluk çocuğu buraya getirtiyorum diye tebşir etti. Bugün mektup aldım; perşembe günkü posta ile İstanbul’dan İnebolu’ya çıkacaklar (Fahri Celâl). 4. Mektup, paket vb. götüren taşıt: “Posta arabası.” 5. kısa. Çok yere uğradığı için varacağı yere geç ulaşan vapur, tren. Karşıtı: EKSPRES: “Posta ile gitmem, çok uzun sürüyor.” “Ankara’dan posta ile döndüm.” 6. Haberci, ulak: “Haberi ulaştırmak için hemen posta çıkardılar.” Bu haberi şimâlî Kafkas kıt’alarına ilk bizim postamız götürdü (Rûşen E. Ünaydın). 7. asker. Nöbette bulunan er. 8. (Bir sayı sıfatı ile birlikte) Defa, kez, sefer: “Günde üç posta yoklamaya gidiyorum.” 9. Fabrika vb. yerlerde günün belirli saatlerine göre nöbetleşe çalışma, vardiya. 10. Böyle bir çalışma yapanların bütünü: “Gece postası kaç kişi?”
Phrases similar to "Posta" with translations into Arabic
-
حساب بريد إلكتروني
-
نهج صندوق البريد للمجلدات المُدارة
-
مجلد البريد غير الهام
-
جهة اتصال بريد
-
خادم البريد الإلكتروني
-
بريد إلكتروني به صور
-
رسالة بريد إلكتروني
-
كائن يستند إلى عنوان بريد