Translation of "Vekil" into Arabic

وكيل, النائب, بديل are the top translations of "Vekil" into Arabic.

Vekil
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • وكيل

    noun

    (Ar. vekālet “bir işi birine ısmarlamak”tan vekіl) 1. Başkası adına söz söyleyen veya hareket eden kimse: Onun vekîli sayılırım (Reşat N. Güntekin). Mûsâ Efendi, Humuslu bir Çerkez’dir ve bizim köyün vekîlidir (Refik H. Karay). Büyük dâmat doktor Sâlih Bey kendisini efendinin makbul ve mutlak vekîli kabul eder (Sâmiha Ayverdi). 2. hukuk. Bir kimsenin şahsına vekâleten işlerini görmek üzere yerine bıraktığı ve bu hususta bir belge ile yetki verdiği kimse: “İşin yoksa vekil, paran çoksa kefil ol.” Gayr için olma dü âlemde zelîl / Ne vasî ol ne vekîl ol ne kefîl (Nâbî’den). Kendisi on senedir ne Bursa’ya gitmiş ne akrabalarını görmüş, hatta mallarını bile İstanbul’dan gönderdiği bir vekil vâsıtasıyle sattırmıştı (Ömer Seyfeddin). 3. Bakan, nâzır: “Ticâret vekîli.” “Mâliye vekîli.” “Adliye vekîli.” Bunu, 1926’da Ankara’da bir toplantıda iki vekîlin berâberce oynadıkları zeybeği hatırlayarak söylerdi (Ahmet H. Tanpınar). 4. Bir memurun bir rütbe aşağısında olan yardımcısı: “Genel müdür vekîli.” Alt katta da vekîlin dâiresi (Refik H. Karay). 5. “Her iş kendisine havâle edilen, her işi noksansız olarak idâre eden” anlamında esmâ-i hüsnâdan (Allah’ın en güzel isimlerinden)dır.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Vekil" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

vekil noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • النائب

    Vali vekili bu özel ekip için özellikle seni istedi.

    نائب الحاكم طلبك أنت على وجه التحديد لتكون ضمن فريق العمل.

  • بديل

    Ama bugün hâlâ vekil materyallerini gözden geçiriyor olmamız gerekiyor.

    ولكن ما نزال بحاجة لمراجعة مـــواد الصـــديقة البـــديــــلة.

  • وكيل

    noun

    (Ar. vekālet “bir işi birine ısmarlamak”tan vekіl) 1. Başkası adına söz söyleyen veya hareket eden kimse: Onun vekîli sayılırım (Reşat N. Güntekin). Mûsâ Efendi, Humuslu bir Çerkez’dir ve bizim köyün vekîlidir (Refik H. Karay). Büyük dâmat doktor Sâlih Bey kendisini efendinin makbul ve mutlak vekîli kabul eder (Sâmiha Ayverdi). 2. hukuk. Bir kimsenin şahsına vekâleten işlerini görmek üzere yerine bıraktığı ve bu hususta bir belge ile yetki verdiği kimse: “İşin yoksa vekil, paran çoksa kefil ol.” Gayr için olma dü âlemde zelîl / Ne vasî ol ne vekîl ol ne kefîl (Nâbî’den). Kendisi on senedir ne Bursa’ya gitmiş ne akrabalarını görmüş, hatta mallarını bile İstanbul’dan gönderdiği bir vekil vâsıtasıyle sattırmıştı (Ömer Seyfeddin). 3. Bakan, nâzır: “Ticâret vekîli.” “Mâliye vekîli.” “Adliye vekîli.” Bunu, 1926’da Ankara’da bir toplantıda iki vekîlin berâberce oynadıkları zeybeği hatırlayarak söylerdi (Ahmet H. Tanpınar). 4. Bir memurun bir rütbe aşağısında olan yardımcısı: “Genel müdür vekîli.” Alt katta da vekîlin dâiresi (Refik H. Karay). 5. “Her iş kendisine havâle edilen, her işi noksansız olarak idâre eden” anlamında esmâ-i hüsnâdan (Allah’ın en güzel isimlerinden)dır. [..]

    Sağlık vekili olarak seçtiğiniz kişileri ve Şahit olmayan aile fertlerinizi kararlarınız konusunda tam anlamıyla bilgilendirin.

    وينبغي ان تخبر وكيلَي العناية الصحية اللذين اخترتهما وأعضاء عائلتك غير الشهود بالقرارات التي اتخذتها.

Phrases similar to "Vekil" with translations into Arabic

Add

Translations of "Vekil" into Arabic in sentences, translation memory