Translation of "bedel" into Arabic

مكافأة, بدل, بَدَل are the top translations of "bedel" into Arabic.

bedel Noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • مكافأة

    noun feminine

    Ona verdiğimiz ikramiye cesur bir ulusal kahramanı Hawks forması içinde tutmak için ufak bir bedel.

    المال مكافأة ندفع هو صفقة للحفاظ على هذا البطل الوطني الشجاع في زي الصقور.

  • بدل

    noun

    Muhtemelen Rahel, Lea’nın yakınmakta haklı olduğunu fark etti ki ona şöyle dedi: “Öyle ise, oğlunun lüffahlarına bedel bu gece seninle yatacak.”

    ولربما تفهّمت راحيل سبب معاناة ليئة، لذلك قالت: «إذًا يضطجع معك الليلة بدل لفّاح ابنك».

  • بَدَل

    Muhtemelen Rahel, Lea’nın yakınmakta haklı olduğunu fark etti ki ona şöyle dedi: “Öyle ise, oğlunun lüffahlarına bedel bu gece seninle yatacak.”

    ولربما تفهّمت راحيل سبب معاناة ليئة، لذلك قالت: «إذًا يضطجع معك الليلة بدل لفّاح ابنك».

  • مُكَافَأََة

    Ona verdiğimiz ikramiye cesur bir ulusal kahramanı Hawks forması içinde tutmak için ufak bir bedel.

    المال مكافأة ندفع هو صفقة للحفاظ على هذا البطل الوطني الشجاع في زي الصقور.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "bedel" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

Bedel
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • بدل

    adjective verb noun

    (Ar. bedel) 1. Değer, fiyat: “Bedeli ne kadar?” 2. Bir şeyin yerini tutan başka bir şey: Öyle müstesnâ güzelsin kim sana yoktur bedel (Fuzûlî). Mukaddes hayâta Kārun malı bile bedel değil (Safiye Erol). 3. Bir şeyin yerine verilen şey, karşılık, ivaz: Benim bedelim bir avuç inci midir? (Ahmet H. Müftüoğlu). 4. din. Birinin yerine onun parasıyle hacca giden kimse. 5. Kısa dönem askerlik yapmak veya hiç yapmamak isteyenlerin devlete ödedikleri para. 6. zf. Karşılık olarak, yerine: Yıkılmış, köhne bir cihâna bedel vücûda getirilecek yeni âlem (Ahmet Hâşim). Miğferli ordulara bedel yumuşak tüylü koyunlar dolaşıyor (Refik H. Karay). 7. dilb. Açıklama vazîfesi görmek üzere bir kelime veya kelime öbeğinden sonra gelen öğe: “Amcanız Ali Rızâ Bey.” “Çağ açıp çağ kapayan insan Fâtih.” ѻ Bedel göndermek: Bir kimseyi parasını vererek kendi adına hacca göndermek. Bedel olmak: Yerini tutmak, karşılık olmak, değerinde olmak: Bütün insan oğullarının meşhurları bir yere gelse bunlara bedel olamaz (Kâtip Çelebi’den Seç.). Bedel ödemek: Yaptığı bir hatânın cezâsını çekmiş olmak. Bedel tutmak: eski. Para ile kendi yerine askerlik hizmetini görecek bir kimse tutmak. Bedel vermek: Askerlik hizmetini kısa yapmak veya hiç yapmamak için devlete tâyin edilen miktarda para ödemek. Bedel-i askerî: Tanzîmat’tan sonra müslüman olmayan tebaanın askerlik hizmetine karşılık ödediği para, cizye yerine alınan vergi: Meşrûtiyetin îlânını müteâkip hıristiyanların da askere alınması takarrür ettiğinden 1325 (1909)ten îtibâren bedel-i askerî de ilgā edildi (Mehmet Z. Pakalın). Bedel-i nakdî: Askere gitmemek için ödenen, şartları ve miktârı bir kānunla belirlenmiş olan para. Bedel-i şahsî: eski. Askerlik yapmak istemeyen birinin maaşla kendi yerine gönderdiği kimse.

Add

Translations of "bedel" into Arabic in sentences, translation memory