Translation of "bela" into Arabic

بَلَاء, لَعْنَة, بلا are the top translations of "bela" into Arabic.

bela Noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • بَلَاء

    Ella, bu adam tam bir bela.

    ( إيلّا ) ، هذا الرجلُ بلاء.

  • لَعْنَة

    Ancak tekerlekli sandalye, kaybettiğim özgürlüğü bir ölçüde tekrar kazandırdı ve başıma bela olacağını düşündüğüm şey aslında hayatımı kolaylaştırdı.

    من ناحية اخرى، اعاد اليّ الكرسي شيئا من استقلاليتي، فتحوّلت هذه «اللعنة» الى بركة.

  • بلا

    Verb verb noun adposition

    (Ar. belā’ “deneme, imtihan; keder, sıkıntı”) 1. İnsana büyük bir sıkıntı veren, içinden çıkılması güç durum, bâdire, dert, gam, keder: Hür iken düştüm belâ girdâbına (Muallim Nâci). 2. Büyük sıkıntıya ve zarara sebep olan olay, âfet, musîbet, felâket: Kazâ belâ adım başınadır (Câhit S. Tarancı). 3. Başa dert olan, insanı çok üzen kimse veya şey: Peder değildir belâ-yı siyehtir başıma (Nef’î). Kimi yamyam kimi Hindû kimi bilmem ne belâ (Mehmet Âkif). ѻ Belâ (Belâsını) aramak: Başına dert açacak şekilde hareket etmek. Belâ çıkarmak: Olay çıkarmak, kavgaya yol açmak. Belâ kesilmek: Sıkıntı ve eziyet verici bir dert hâlini almak. Belâ okumak: (Uğursuz sayılan belâ sözünü kullanarak) Bedduâ etmek: Allah belâmı versin ki ... (yakasını ısırarak): –Belâ okuma (Ahmet Râsim). Şişe kırığını adamın suratına giydirip giydirmemek tereddüdü içinde bir müddet birbirimize baktık ve belâlar okuyarak çıktık (Bediî Fâik). Belâ olmak: Çok sıkıntı ve üzüntü vermek, dert kesilmek, başına belâ olmak. Belâlar mübâreği: “Başına gelen belâ mübârek olsun” anlamında alaylı söz. Belâsını bulmak: Hak ettiği cezâya uğramak. Belâya çatmak: Beklenmedik, umulmadık bir terslikle karşılaşmak, başı derde girmek: İlk adımda bir belâya çatmayalım (Hüseyin R. Gürpınar). Belâya girmek: İçinden çıkılması güç bir duruma düşmek. Belâya sokmak: Başına dert açmak. Belâya uğramak (sataşmak): Başına belâ gelmek: Her biri bir diyâra düştü ve her biri bir belâya sataştı (Fuzûlî). Belâyı satın almak: Davranışlarıyle göz göre göre belâyı üstüne çekmek. Belâ-ender-belâ: Belâ içinde belâ, çok şiddetli belâ. Belâ-yı berzah – Belâ-berzah: Çok çetin, çok sıkıntı verici (şey): İşte böyle bağıra çağıra bu belâ-berzah şeyleri giymeye elbette alışırım (Hüseyin R. Gürpınar).

  • بلى

    Noun

    (Ar. belā) Evet, peki, hay hay [Farsçalaşmış şekli olan BELÎ daha çok kullanılmıştır. Bk. BELÎ]: Ervâh-ı ezelde evvelki safta / Elest hitâbında ben belâ dedim (Dertli). Ser-i Mecnûn’u görün lâne-i mürgān oldu / Gelmesin kimselerin başına hergiz bu belâ/ Mihnet-i aşka tahammül edemez her bir dil / Meğer ol dil ki ezelde dedi belâya “belâ” (İsmâil Hakkı Bursevî). Titremeden eli dizi / Aştı yokuşları düzü/ Elest içre belâ sözü / Vermişti Hakk’a yürüdü (Niyâzi Gençosmanoğlu).

    Kendisinden nefret eden birinin başına bela gelmesi ihtimali onu sevindirmedi.

    فلم يفرح بالبلية التي قد تحلّ بمبغضه.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "bela" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate
Add

Translations of "bela" into Arabic in sentences, translation memory