Translation of "daire2" into Arabic
دائره is the translation of "daire2" into Arabic.
-
دائره
7. Bir yerde belli bir iş için ayrılmış bölüm: “Çini dâiresi.” “Kalorifer dâiresi.” “Fabrikanın kazan dâiresi.” “Geminin makine dâiresi.” “Mağazanın teşhir dâiresi.” 8. Osmanlı Devleti’nde büyük şehir belediyelerinin ayrıldığı şûbelerden her biri: “Altıncı dâire.” Belediye dâirelerinin dükkân ve evlere numaralar koyduğu zamandan beri... (Ahmed Midhat Efendi). 9. (Tamlamalarda) Sınır içi, –nin hükmünü yürüttüğü alan: “Dâire-i mahremiyetine girmek.” “Mantık dâiresinde kalmak.” Bu zâtın kullandığı lisan esnâ-yı bahiste dâire-i edepten tecâvüz etmeyeceğine bürhan olduğu için... (Nâmık Kemal). Ve dâire-i muzafferiyet gittikçe tevessü edecekti (Cenap Şahâbeddin). 10. eski. Büyük ev, konak: Bu dâirede beş altı sofra çıkar (Şemseddin Sâmi). O koca dâireyi eline geçen ihsanlar, maaşlarla ancak idâre edebiliyordu (Ömer Seyfeddin). 11. eski edeb. Aruz vezninde birbirine yakın bahirlerin toplandığı ana bölümlerden her biri [Bu bölümlerin şeması çember şeklinde çizildiği, ortasına bir mısrâ, etrâfına da ilgili bahirler yazıldığı için bu ismi almıştır]. ѻ Dâire çizmek: Bir eksen veya bir nokta etrâfında dönmek: “Kuş bir dâire çizdikten sonra ağaca kondu.” Dâire dilimi: geo. Bir dâirenin, iki yarıçapı ile bunların ucunu birleştiren yay arasında kalan parçası. Dâire kesmesi: geo. Bir dâirenin bir kirişiyle bunun yayı arasında kalan parçası, segment. Dâire-i azîme: astro. Meridyen. Dâire-i fâside: Fâsit dâire, kısır döngü. Dâire-i umûr-ı askeriyye: Eskiden Millî Savunma Bakanlığı’na verilen ad, Harbiye Nezâreti.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "daire2" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate