Translation of "feza" into Arabic
فضاء, فضا, فَضَاء are the top translations of "feza" into Arabic.
-
فضاء
noun masculine(Ar. feżā’) 1. Görülen ve görülmeyen bütün gök cisimlerini içine alan uçsuz bucaksız boşluk, uzay: Fezâ içinde cevelân eden ecrâm-ı bî-hisab (Şemseddin Sâmi). 2. Geniş ova, geniş yer, geniş alan: Beyt-i ma’mûr-ı felek mi ol fezâda ol saray / Yâ zemîni cennet olmuş Kâ’be-i ulyâ mıdır (Nef’î). Bir yeşil kan, bir yeşil can yağdırıp kudret yere / Yemyeşil olmuş fezâ, gömgök kesilmiş dağ dere (Mehmet Âkif’ten). 3. teşmil. Gök, gökyüzü: Sanki iki câmi arasında fezâya ezandan bir titrek mahya kurulmuştu (Rûşen E. Ünaydın). Sol elini Aslan’ın omuzuna dayamış, sağını da fezâya kaldırmış uzakları gösteriyordu (Ahmet H. Müftüoğlu). 4. teşmil. (İsim tamlamasının birinci öğesi olarak) Bir şeyin kendi varlığı içindeki uçsuz bucaksız genişliği: “Fezâ-yı dil: Gönlün kendi varlığı içindeki uçsuz bucaksız âlemi.” “Fezâ-yı tefekkür.” “Fezâ-yı ruh.” Dîvânegân ile yine pürdür fezâ-yı aşk (Fıtnat Hanım). Her gül-i ma’nâ fezâ-yı dilde bir fevvâredir (Leskofçalı Gālib). Yoruldu gözleri muğfil fezâ-yı hülyâdan (Hüseyin Sîret).
-
فضا
1. uzay 2. geniş boşluk
-
فَضَاء
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "feza" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
فضا
(Ar. feżā’) 1. Görülen ve görülmeyen bütün gök cisimlerini içine alan uçsuz bucaksız boşluk, uzay: Fezâ içinde cevelân eden ecrâm-ı bî-hisab (Şemseddin Sâmi). 2. Geniş ova, geniş yer, geniş alan: Beyt-i ma’mûr-ı felek mi ol fezâda ol saray / Yâ zemîni cennet olmuş Kâ’be-i ulyâ mıdır (Nef’î). Bir yeşil kan, bir yeşil can yağdırıp kudret yere / Yemyeşil olmuş fezâ, gömgök kesilmiş dağ dere (Mehmet Âkif’ten). 3. teşmil. Gök, gökyüzü: Sanki iki câmi arasında fezâya ezandan bir titrek mahya kurulmuştu (Rûşen E. Ünaydın). Sol elini Aslan’ın omuzuna dayamış, sağını da fezâya kaldırmış uzakları gösteriyordu (Ahmet H. Müftüoğlu). 4. teşmil. (İsim tamlamasının birinci öğesi olarak) Bir şeyin kendi varlığı içindeki uçsuz bucaksız genişliği: “Fezâ-yı dil: Gönlün kendi varlığı içindeki uçsuz bucaksız âlemi.” “Fezâ-yı tefekkür.” “Fezâ-yı ruh.” Dîvânegân ile yine pürdür fezâ-yı aşk (Fıtnat Hanım). Her gül-i ma’nâ fezâ-yı dilde bir fevvâredir (Leskofçalı Gālib). Yoruldu gözleri muğfil fezâ-yı hülyâdan (Hüseyin Sîret).
Phrases similar to "feza" with translations into Arabic
-
غم فزا
-
فرحفزا
-
حيات فزا
-
روح فزا