Translation of "gem" into Arabic
خِطَام, كم are the top translations of "gem" into Arabic.
-
خِطَام
-
كم
noun Suffix adverb(Kökü belli olmayan kelime yalnız Anadolu sâhasında kullanılmaktadır) [Bulgarca ve Sırpça gibi Balkan dillerine de geçmiştir] 1. Zaptetmek veya istenilen tarafa çevirmek için atın ağzına takılan demir âlet: Köpeğe gem vurma, kendisini at sanır (Cenap Şahâbeddin). Deh ey gâvurun atı diye gemi zorlar (Târık Buğra). 2. halk ağzı. Ağzın iki tarafında dudakların bitişme yerlerinde meydana gelen yara. ѻ Gem almak: 1. (At) İdâre edilmeye alışmak: Gem almayan atın ölümü yakındır (Atasözü). 2. mec. Söz dinlemek, itâat edip uymak: Ardında kendisine bağlı alpların, gāzilerin, savaşçı dervişlerle abdalların takım başıları, bacıların en gem almazı sayılan dul kızı Cinli Nefîse vardı (Kemal Tâhir). Gem demiri: Gemin mâdenî kısmı: Ahmed Vefik Paşa, kendi zamânında (1823 – 1891) Osmanlı ülkesinde kullanılan gem demirlerinin adlarını verir: Acı damak, bâdemli, halkalı, kantarma, kurbağa, kollu gem, Maraş gemi, nalçalı, reşme (ireşme), şebeş, tatlı damak, yuvarlak düğmeli ve tay gemi (Fâruk Sümer). Gem (Gemini) kasmak: 1. Atı durdurmak için gemini çekmek: Gemlerini kastılar, atlarını biraz çektiler (Ömer Seyfeddin). Sarı suyun kıyısına gelince gem kastı, hopladı indi (Kemal Tâhir). 2. mec. Taşkınlığına engel olmak, üzerindeki baskıyı arttırmak. Gem vurmak: 1. (Ata) Gem takmak. 2. mec. İleri gitmesine, taşkınlığına engel olmak, tutmak, zaptetmek: Tutkusuna gem vuramayan kısa yaşar derdi (Kemal Tâhir).
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "gem" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate