Translation of "pala" into Arabic
پالا, پالا, پاله are the top translations of "pala" into Arabic.
-
پالا
(Akdeniz dilleri yoluyle Lat. pala “kürek”ten) 1. Geniş olan uç kısmı kabzasına doğru daralan, kavisli, kalın ve kısa bir nevi kılıç: Palamız keskindir keçeyi deler / Nârâmız dağları ikiye böler (Köroğlu – Ö.T.S.). İki üç oda dolusu tüfekleri, kılıçları, kamaları, palaları var imiş (Ahmet Râsim). Duvarda iki martin, birkaç piştov, bir yatağan ve birçok kamalar, palalar, hançerler asılı (Refik H. Karay). 2. Kürek vb. şeylerin enli ve yassı tarafı. 3. teşmil. Kürek: Alamana kayıklarının dümeni vardır, fakat balık avında dümen kullanılmaz, sapı topuzsuz, “boyna” yâhut “pala” denilen büyük bir kürek kullanılır (Reşat E. Koçu). İki kayık bir reisin idâresinde bir takım teşkil eder; her iki kayığın iki reisi yerinde birer de palacısı (dümencisi) vardır (Reşat E. Koçu). ѻ Pala çalmak: 1. Pala ile vurmak, dövüşmek: Gamla ummân-ı melâmette pala çalsın adû / Gayri kumda oynasın şimden gerü varsın heman (Râsih’ten). Benim yüzüm şimdi, ezelî hayatla ezelî ölümün birbirine pala çaldıkları cenk meydanıdır (Safiye Erol). ♦ mec. 2. Çok yoğun olarak iş peşinde koşmak, çabalamak, didinmek. 3. Korkutmak [Eskimiştir]. Pala sallamak: 1. Pala ile dövüşmek. 2. Kayığı tek küreği oynatarak yürütmek. Pala sürtmek: mec. Görüp geçirmek, hayat tecrübesi kazanmak.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "pala" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
پالا
(Akdeniz dilleri yoluyle Lat. pala “kürek”ten) 1. Geniş olan uç kısmı kabzasına doğru daralan, kavisli, kalın ve kısa bir nevi kılıç: Palamız keskindir keçeyi deler / Nârâmız dağları ikiye böler (Köroğlu – Ö.T.S.). İki üç oda dolusu tüfekleri, kılıçları, kamaları, palaları var imiş (Ahmet Râsim). Duvarda iki martin, birkaç piştov, bir yatağan ve birçok kamalar, palalar, hançerler asılı (Refik H. Karay). 2. Kürek vb. şeylerin enli ve yassı tarafı. 3. teşmil. Kürek: Alamana kayıklarının dümeni vardır, fakat balık avında dümen kullanılmaz, sapı topuzsuz, “boyna” yâhut “pala” denilen büyük bir kürek kullanılır (Reşat E. Koçu). İki kayık bir reisin idâresinde bir takım teşkil eder; her iki kayığın iki reisi yerinde birer de palacısı (dümencisi) vardır (Reşat E. Koçu). ѻ Pala çalmak: 1. Pala ile vurmak, dövüşmek: Gamla ummân-ı melâmette pala çalsın adû / Gayri kumda oynasın şimden gerü varsın heman (Râsih’ten). Benim yüzüm şimdi, ezelî hayatla ezelî ölümün birbirine pala çaldıkları cenk meydanıdır (Safiye Erol). ♦ mec. 2. Çok yoğun olarak iş peşinde koşmak, çabalamak, didinmek. 3. Korkutmak [Eskimiştir]. Pala sallamak: 1. Pala ile dövüşmek. 2. Kayığı tek küreği oynatarak yürütmek. Pala sürtmek: mec. Görüp geçirmek, hayat tecrübesi kazanmak.
-
پاله
(Akdeniz dilleri yoluyle Lat. pala “kürek”ten) 1. Geniş olan uç kısmı kabzasına doğru daralan, kavisli, kalın ve kısa bir nevi kılıç: Palamız keskindir keçeyi deler / Nârâmız dağları ikiye böler (Köroğlu – Ö.T.S.). İki üç oda dolusu tüfekleri, kılıçları, kamaları, palaları var imiş (Ahmet Râsim). Duvarda iki martin, birkaç piştov, bir yatağan ve birçok kamalar, palalar, hançerler asılı (Refik H. Karay). 2. Kürek vb. şeylerin enli ve yassı tarafı. 3. teşmil. Kürek: Alamana kayıklarının dümeni vardır, fakat balık avında dümen kullanılmaz, sapı topuzsuz, “boyna” yâhut “pala” denilen büyük bir kürek kullanılır (Reşat E. Koçu). İki kayık bir reisin idâresinde bir takım teşkil eder; her iki kayığın iki reisi yerinde birer de palacısı (dümencisi) vardır (Reşat E. Koçu). ѻ Pala çalmak: 1. Pala ile vurmak, dövüşmek: Gamla ummân-ı melâmette pala çalsın adû / Gayri kumda oynasın şimden gerü varsın heman (Râsih’ten). Benim yüzüm şimdi, ezelî hayatla ezelî ölümün birbirine pala çaldıkları cenk meydanıdır (Safiye Erol). ♦ mec. 2. Çok yoğun olarak iş peşinde koşmak, çabalamak, didinmek. 3. Korkutmak [Eskimiştir]. Pala sallamak: 1. Pala ile dövüşmek. 2. Kayığı tek küreği oynatarak yürütmek. Pala sürtmek: mec. Görüp geçirmek, hayat tecrübesi kazanmak.