Translation of "patlamak" into Arabic
پاتلمق is the translation of "patlamak" into Arabic.
-
پاتلمق
(ses taklidi pat’tan pat+la-mak) 1. İçten gelen bir basınç etkisiyle bir şeyin içindeki nesne büyük bir gürültü çıkararak dışarıya fırlamak, dışarıya doğru dağılmak, infilâk etmek: “Tüp patlamış.” “Cephâne sandığı patladı.” Top patlasın, ateşleri etrâfa saçılsın (Nâmık Kemal). Her gün Londra’da bir bomba patlıyor (Burhan Felek). 2. Üzerinde yarık meydana gelmek, yarılmak: “Boru patladı.” “Asfalt yer yer patlamış.” “Darlıktan pantolonunun dizi patladı.” “Ayakkabımın burnu patlamış.” Recep birdenbire elindeki karpuzu düşürdü. Karpuz patladı (Burhan Felek). 3. (Bitkiler için) Baş verip ortaya çıkmak, yeşermek: Kuru dalların üzerindeki minimini, henüz patlayacak tomurcukları okşayarak seviniyordu (Aka Gündüz). Sıçrar çekirgeler, patlar goncalar (Behçet K. Çağlar). 4. Ansızın ve şiddetle duyulmak: “Sokakta bir nâra patladı.” Behlûl gülecek, eğlenecek, bütün etraftan, bu çamların arasından binlerce istihzâ kahkahası patlayacak (Hâlit Z. Uşaklıgil). ♦ mec. 5. (Tehlikeli olabilecek bir olay) Birdenbire ortaya çıkmak, baş göstermek: “Gāliba fırtına patlayacak.” Mesele, vakit vakit biri sönerken diğeri patlıyan Kürt, Arap, Arnavut isyanlarından (...) ibâret değildi (Hâlit Z. Uşaklıgil). 6. Dayanamayacak kadar sıkılmak, sıkıntıdan, sabırsızlıktan bunalmak: Şu işi başka birisine havâle edebilirdim, fakat adamsızlıktan patlıyorum, gel de biraz gevezelik edelim (Hâlit Z. Uşaklıgil). Sen iyi ki akşamları yemekhâneye inmiyorsun. Yoksa meselâ bu akşam patlardın. Bak ne oldu... (Bediî Fâik). Patlayacağız ayol, ne kapatıyorsun pencereyi! (Burhan Felek).
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "patlamak" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate