Translation of "taviz" into Arabic

تعويض, تعويذ, تعویض are the top translations of "taviz" into Arabic.

taviz Noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • تعويض

    (Ar. ‘ivaż “bedel olarak vermek”ten ta‘vіż) 1. Bir uzlaşma noktası bulabilmek için hak, istek ve iddialarından karşı taraf yararına vazgeçme, ödün: Gāliplerin yenilen milletlere hiçbir tâviz vermeyecekleri hissediliyordu (Hâlide E. Adıvar). Osmanlı târihindeki dram, Edip Hoca gibilerin tâvizinden ziyâde bu tâvizi istemenin muayyen bir devirden sonra âdeta tabiî hal oluşundandır (Ahmet H. Tanpınar). Hatta kabahatli olduğuna karar verdiği tarafa tâvizi de ona göre ayarlardı (Sâmiha Ayverdi). 2. Bedel verme, karşılık olarak verme: “Bir meblağın tâvizi.” 3. eski. mâliye. Bir gelirin daha sonra yerine konmak üzere başka bir yere sarfedilmesi: Matbaa-i vilâyetin vâridâtı henüz tahsil olunmadığından masârif-i zarûriyyesi tâviz tarîkiyle vilâyet sandığından tesviye olunuyor (Şemseddin Sâmi). ѻ Tâviz vermek: Hak, istek ve iddialarından vaz geçmek, ödün vermek.

    Ayrılmadan hemen önce taviz konusunda bir tartışma yaşadığınız yazıyor.

    مكتوب هنا أنك طردت بعد خلافٍ على التعويض ؟

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "taviz" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

Taviz
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • تعويذ

    (Ar. ‘iyāẕ “sığınmak, korunmak”tan ta‘vіẕ) Nazara ve kötülüklere karşı takılan muska: İmam Hasan âlem-i fânîden rihlet ettikte bir ta’viz yazıp bâzû-yı mübârekine bağlayıp... (Fuzûlî). Çeşm-i bed ermesin deyü ey nâzenin sana / Ta’vîz-i hüsn yazdı hat-ı anberin sana (Sâmi’den). Ben dahi gam mı çekerdim nazar-ı a’dâdan / Bâzû-yı vaslda ta’vîzim olaydı Hâ-Mim (Nâbî’den).

TAVİZ
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • تعویض

    (Ar. ‘ivaż “bedel olarak vermek”ten ta‘vіż) 1. Bir uzlaşma noktası bulabilmek için hak, istek ve iddialarından karşı taraf yararına vazgeçme, ödün: Gāliplerin yenilen milletlere hiçbir tâviz vermeyecekleri hissediliyordu (Hâlide E. Adıvar). Osmanlı târihindeki dram, Edip Hoca gibilerin tâvizinden ziyâde bu tâvizi istemenin muayyen bir devirden sonra âdeta tabiî hal oluşundandır (Ahmet H. Tanpınar). Hatta kabahatli olduğuna karar verdiği tarafa tâvizi de ona göre ayarlardı (Sâmiha Ayverdi). 2. Bedel verme, karşılık olarak verme: “Bir meblağın tâvizi.” 3. eski. mâliye. Bir gelirin daha sonra yerine konmak üzere başka bir yere sarfedilmesi: Matbaa-i vilâyetin vâridâtı henüz tahsil olunmadığından masârif-i zarûriyyesi tâviz tarîkiyle vilâyet sandığından tesviye olunuyor (Şemseddin Sâmi). ѻ Tâviz vermek: Hak, istek ve iddialarından vaz geçmek, ödün vermek.

Add

Translations of "taviz" into Arabic in sentences, translation memory