Translation of "titremek" into Arabic

تتره مك, دتره مك are the top translations of "titremek" into Arabic.

titremek verb grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • تتره مك

    (ses taklidi k., titir’den titir+e-mek) 1. Hızlı hızlı hareketlerle sürekli kımıldamak: Titreyen perdelerin ardından / Arıyorken biz onun gölgesini (Orhan S. Orhon). 2. (Vücut veya bir organ) Kasların kasılması sonucu hızlı ve küçük hareketlerle sarsılmak: Titrer durur ellerim duâda (Abdülhak Hâmit). Bir adalesi bile titremedi (Refik H. Karay). Kısılı dudakları hafifçe titriyordu (Târık Buğra). 3. (Birinden, bir şey veya bir halden) Korkmak, korkuya kapılmak: Bizim askerlerimizce harp bir vazîfedir, işte o kadar! Onlar henüz mevcut olmayan elem ve ölüm vehmiyle titremezler (Cenap Şahâbeddin). Falakadan korkmayan, titremeyen yoktur (Ömer Seyfeddin). İrkildim, titreyerek gölgeliğin / İçinden bir hayâlet çıktı birden (Enis B. Koryürek). 4. (Ses için) Kısık ve kesik kesik çıkmak: Yaptığı vaadin büyüklüğünden ürkmüş gibi sesi titreyerek, “On beş günde de kābil olur mu, bilmem ki...” diyerek tekrar söze başlar (Ahmet H. Tanpınar). Titreyen bir sesle ona dedim ki / Beni seviyordun öyle mi? (Orhan S. Orhon). 5. (Işık için) Gücü azalıp çoğalmak: Mumun ışıkları bulanık hârelerle tavanda, duvarlarda titriyordu (Reşat N. Güntekin). 6. Çok üşümek.

  • دتره مك

    (ses taklidi k., titir’den titir+e-mek) 1. Hızlı hızlı hareketlerle sürekli kımıldamak: Titreyen perdelerin ardından / Arıyorken biz onun gölgesini (Orhan S. Orhon). 2. (Vücut veya bir organ) Kasların kasılması sonucu hızlı ve küçük hareketlerle sarsılmak: Titrer durur ellerim duâda (Abdülhak Hâmit). Bir adalesi bile titremedi (Refik H. Karay). Kısılı dudakları hafifçe titriyordu (Târık Buğra). 3. (Birinden, bir şey veya bir halden) Korkmak, korkuya kapılmak: Bizim askerlerimizce harp bir vazîfedir, işte o kadar! Onlar henüz mevcut olmayan elem ve ölüm vehmiyle titremezler (Cenap Şahâbeddin). Falakadan korkmayan, titremeyen yoktur (Ömer Seyfeddin). İrkildim, titreyerek gölgeliğin / İçinden bir hayâlet çıktı birden (Enis B. Koryürek). 4. (Ses için) Kısık ve kesik kesik çıkmak: Yaptığı vaadin büyüklüğünden ürkmüş gibi sesi titreyerek, “On beş günde de kābil olur mu, bilmem ki...” diyerek tekrar söze başlar (Ahmet H. Tanpınar). Titreyen bir sesle ona dedim ki / Beni seviyordun öyle mi? (Orhan S. Orhon). 5. (Işık için) Gücü azalıp çoğalmak: Mumun ışıkları bulanık hârelerle tavanda, duvarlarda titriyordu (Reşat N. Güntekin). 6. Çok üşümek.

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "titremek" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate
Add

Translations of "titremek" into Arabic in sentences, translation memory