Translation of "varmak" into Arabic
وصل, بَلَغَ, وارمق are the top translations of "varmak" into Arabic.
-
وصل
verbO, dün Londra'ya vardı.
وصل إلى لندن البارحة.
-
بَلَغَ
Ayrıca büyük şeyler başaran her erkeğin evde bir karısı vardı.
وكل رجل بلغ شأواً لديه زوجة في المنزل.
-
وارمق
(Eski Türk. bar-mak) (-e) 1. (Belli bir yere) Ulaşmak, vâsıl olmak: Peyâm-ı zülf ü hattıyle sabâ vardıkça gülzâra / Olup sünbül perîşan lâle vü gül dâğ-dâr oldu (Fıtnat Hanım). Türk’üz varacağız Kızılelma’ya (Ziyâ Gökalp). Nihâyet mektebe vardık (Hâlide E. Adıvar). 2. (Belli bir duruma veya sayıya) Ulaşmak, erişmek, vâsıl olmak: Sohbet on dördüne vardı (Ahmed Midhat Efendi). Evet, keyfiyetin bu netîcelere kadar varması muhtemel (Hüseyin R. Gürpınar). Zahmetli yolculukla yaşım vardı yetmişe / Zihnim bulunduğum tepeden daldı geçmişe (Yahyâ Kemal). 3. (Gelişen bir olay veya durum) Belli bir sona dayanmak, ... ile sonuçlanmak, müncer olmak, müntehî olmak: Şikâyetinin ev yıkımına varacağını hisseden babam sustu (Ahmet Râsim). Kriz son haddine varmıştı (Reşat N. Güntekin). Avrupalı’nın Yunan-ı kadim muhabbeti bir kendi kendine perestişti, isteriye varan bir perestiş (Cemil Meriç). 4. Bir hâle girmek, o hal üzre olmak, o hâle dalmak: “Murâkabeye varmak.” “Düşünceye varmak.” “Tefekküre varmak.” “Uykuya varmak.” Bütün âlem sükût-ı hâba varır (Hüseyin Sîret). İbiş tekrar sandığına oturup kayıtsızca uyuklamasına vardı (Refik H. Karay). 5. İyice anlamak, inceliklerine erişerek duymak: “Tadına varmak.” “Sırrına varmak.” “Hakîkatine varmak.” “Zevkine varmak.” “Künhüne varmak.” Dikkatim vardı hâdisenin derinliklerine (Yahyâ Kemal). 6. (Kadın) Biriyle evlenmek: Oğlum Ali’ye alsam varmaz mı acaba? (Hüseyin R. Gürpınar). Amcasının yanına giden hemşîresi orada yerlilerden birine varmıştı (Ömer Seyfeddin). İlle kılıçlı zâbite varacağım (Reşat N. Güntekin).
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "varmak" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Phrases similar to "varmak" with translations into Arabic
-
اِنْتَبَهَ · لَاحَظَ