Translation of "yakut" into Arabic
ياقوت, يَاقُوت, ياقوت are the top translations of "yakut" into Arabic.
-
ياقوت
noun masculineKapağında, asla zihnimden çıkmayacak güzellikte bir yakut vardı.
كانت هناك ياقوتة على الغلاف ، ما كنت لأنسى هذا أبدًا.
-
يَاقُوت
Kapağında, asla zihnimden çıkmayacak güzellikte bir yakut vardı.
كانت هناك ياقوتة على الغلاف ، ما كنت لأنسى هذا أبدًا.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "yakut" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
ياقوت
noun1. Kuzeydoğu Sibirya’da yaşayan Türk topluluğu.Bu topluluk kendilerini Saha Türkü olarak tanımlarken, Ruslar bu Türklere Yakut der. 2. Bu topluluktan olan kimse. 3. (İsim tamlamasının birinci öğesi olarak) Bu topluluğa has: “Yakut selâmı.”
Muhlbeck öldü ve kimse Yakut Kırmızısı Cam'ın sırrını bilmiyor.
لقد مات ( مولبيك ) ولا يعلم أحد ماهو سر الياقوت الأحمر.
-
ياقوت
noun(Ar. yāḳūt < Yun.) 1. En meşhuru kırmızı renklisi olan, pembe, erguvan vb. renklerde, sâdece elmasın çizebildiği çok değerli taş, billûrlaşmış alüminyum oksit: Mercan ve yâkut kakmalı bir mukavves kılıç (Ahmet Hâşim). Yâkutlar, zümrütler, inciler ve elmaslarla ağırlaşmış (Yâkup K. Karaosmanoğlu). Bir eski eğri kılıç. Kabzasında yâkutlar (Orhan S. Orhon). 2. sıf. Bu taştan yapılmış: “Yâkut yüzük.” Kulağında yâkut küpe: Birer çift kiraz (Enis B. Koryürek). ѻ Yâkūt-ı rümmânî: Nar tânesi gibi olan çok değerli yâkut. Yâkūt-ı zerd: “Sarı yâkut” mec. Güneş. Üç dürlü olur. Saru ve kızıl ve kuhlî olur. Eyüsü kızıldır. Üç dürlüsünden kangısı gerekse olsun bir pâre getürseler yüzük kaşında tâ‘ûn rencinden emîn ola. Kan döküldüğüne ve sızduğuna ursalar fâide ider. Kalbi kavî ve rûhu ferah eyler. Ve ağuyu def‘ ider eğer içseler.
Images with "yakut"
Phrases similar to "yakut" with translations into Arabic
-
توباز
-
ياقوت