Translation of "fitil2" into Persian
فتیل is the translation of "fitil2" into Persian.
-
فتیل
Fitil (Fitili) almak: 1. Hızlanmak: “Yağmur fitili aldı.” 2. Tutuşmak, yanmaya başlamak: Doldurup humbara-i mefsedeti / Başına patladı aldıkta fitil (Sürûrî – Ş.A.D.). Nâr-ı firkatle fitil almış çerâğ-ı hasretim (Enderunlu Vâsıf). 3. Telâşa kapılmak: Kâhya bütün bütün fitili almış ve hatta Mustafa’nın “ama” kelimesinden sonra söylediği lakırdıları da dinlememiş (Ahmed Midhat Efendi). Bütün kış hâl-i harbin devam edeceği bildirilmiş ve bu haber-i teessüf-eserden bütün oduncu, kömürcü esnafı fitil almıştı (Ahmet Râsim). Ortadan kayboldu, bir müddet görünmedi. Aziz tabiî fitili aldı (Mahmut Yesâri). 4. Duyguları alevlenmek: Bak şu Tophâne’ye dilberler ile dopdoludur / Kişi gördükte fitil almaya hîç kābil mi (Enderunlu Fâzıl – Ş.A.D.). N’ola kānûn-ı mahabbette yanıp yakılsa / Şem’-i rûyun görüp ağyâr fitil almış (Dâniş – Ş.A.D.). Mergup fitili almıştı; hevesi, ateşi sanki gözlerinde yanmaya başladı (Ahmed Midhat Efendi). Fitil etmek: argo. 1. Çok sarhoş etmek: Bir taraftan câm-ı aşkın bir taraftan neyle mey / Körkütük zil zurnayım sâkî fitil ettin beni (Neyzen Tevfik – Ş.A.D.). 2. Çok sinirlendirmek. Fitil fitil burnundan gelmek: Bir şeyden elde ettiği fayda veya aldığı zevk, arkasından gelen üzücü olaylar sebebiyle içine sinmemek, elde ettiğine pişman olacak kadar sıkıntı çekmek, burnundan fitil fitil gelmek: O yaptığın kalleşlik senin fitil fitil burnundan gelecek (Reşat N. Güntekin). Üç beş dakîkalık geçici keyif günlerce fitil fitil burnundan gelir insanın (Peyâmi Safâ). Fitil gibi: Çok sarhoş: Ne kadar kenar malı çarşı kalfası, kunduracı yamağı, laternacı ustası varsa cümlesi fitil gibi sarhoş oldukları halde bu yerlerde gezinirler (Ahmet Râsim).
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "fitil2" into Persian
-
Glosbe Translate
-
Google Translate