Translation of "lal" into Persian
لعل, لال are the top translations of "lal" into Persian.
-
لعل
(Ar. la‘l < Fars. lāl) 1. Parlak kırmızı renkli kıymetli taş: Ya gevher ya la’l isterler (Pir Sultan Abdal). Ger kara taşı kızıl kan ile rengîn etsen / Rengi tağyîr bulur la’l-i bedahşân olmaz (Fuzûlî’den). 2. Kırmız böceği kabuğundan çıkarılan boya ile yapılan kırmızı renkte bir çeşit mürekkep: Batırıp hokka-i la’le hâme / Kanlı yaş ile yazardı nâme (Sünbülzâde Vehbî’den). 3. Eskiden böcek kabuklarından ve özellikle kırmız böceği kabuğundan çıkarılan parlak kırmızı boya, karmen [Kumaş boyamada, kırmızı mürekkep yapımında ve tezhipte kullanılırdı]. 4. Parlak kırmızı renk: Mey-i la’l-i lebinle Gālib’i yâd eyle mahşerde / Koma mahmûr o bir mest-i harâb-ı câm-ı aşkındır (Leskofçalı Gālib). Îranlılar’da ve Romalılar’da hükümdarlar lâl renginde mantolar giyerlerdi (Celâl E. Arseven). Renk değiştiriyor, lâl kırmızısı, pembe, mor, beyaz yâhut siyah görünüyor (Reşat N. Güntekin). 5. sıf. Bu renkte olan: Kaymakam, bu tezkerenin arkasına lâl mürekkebe batmış kamış kalemle yazdığı havâlede... (Refik H. Karay). ♦ teşmil. 6. (Dîvan edebiyâtında) Sevgilinin kırmızı dudağı: Hûn-ı eşkim lâle-reng etsin fezâ-yı âlemi / Hasret-i la’linle giryân olduğum demdir bu dem (Leskofçalı Gālib). Can-fedâ-yı la’liyim bir dilber-i can-perverin / İstemem ben Hızr’ın olsun çeşme-i âb-ı hayât (Yenişehirli Avnî’den). Çok mudur eyler isem la’lin öpüp terk-i şarâb (Cenap Şahâbeddin). 7. Şarap.
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "lal" into Persian
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
-
لال
adjective(Fars. lāl) 1. Dilsiz: Bülbül idim felek beni lâl etti (Türkü). Tasvîr edince vasf-ı ruh-ı yârı Fıtnatâ / Sâz-ı nevâ-yı hâmen eder lâl bülbülü (Fıtnat Hanım). Na’t-i hüsnün söylesin bülbül gibi Gālib müdam / Mürg-ı kudsî bir zaman lâl olmamış olmaz yine (Leskofçalı Gālib). 2. zf. Konuşmadan, sessiz, sâkin bir şekilde: Kalbimde vardı Byron’u bedbaht eden melâl / Gezdim o yaşta dağları hulyam içinde lâl (Yahyâ Kemal). Lâl ve hayran sevgilisini düşünüp dolaşmaktadır (Refik H. Karay). Lâl ü hayran kalırdı hep mürgan (Cenap Şahâbeddin).
Lal amcaya karşı bir evlat değil, tıpkı bir baba gibi davranıyordu.
عمو لال مطمئن شده بود که تو خونه ي اون پسر نه بلکه يه پدر به دنيا اومده