Translation of "depression" into Turkish
depresyon, bunalım, kriz are the top translations of "depression" into Turkish.
(geography) an area that is lower in topography than its surroundings [..]
-
depresyon
nounpsychology: state of mind [..]
Mary suffered from severe postnatal depression after the birth of her first child.
Mary ilk çocuğunun doğumundan sonra şiddetli bir doğum sonrası depresyon geçirdi.
-
bunalım
The Great Depression was the golden age of gangsters.
Büyük Bunalım, gangsterlerin altın çağındaydı.
-
kriz
nounThe economy is in a slight depression.
Ekonomi hafif bir krizde.
-
Less frequent translations
- çöküntü
- buhran
- alçak
- çukur
- çökme
- çökkünlük
- kasvet
- karamsarlık
- çukurluk
- keder
- düşkünlük
- hüzun
- dermansızlık
- alçak basınç alanı
- buhran devresi
- can sıkıntısı
- ekonomik kriz
- piyasada durgunluk
- Depresyon
- girinti
- çökek
- depresyon, çökkünlük, çöküntü, bunalım, ekonomik daralma, bunalım, depresyon, çukur
- ingin yer
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "depression" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
a period during the 1930s when there was a worldwide economic depression and mass unemployment
"Depression" in English - Turkish dictionary
Currently, we have no translations for Depression in the dictionary, maybe you can add one? Make sure to check automatic translation, translation memory or indirect translations.
Images with "depression"
Phrases similar to "depression" with translations into Turkish
-
alçaltmak · bunaltmak
-
altetmek · alçaltmak · azaltmak · basmak · bastırmak · bastırılabilir. depressingly can sıkıntısı vererek · canını sıkmak · değerini veya miktarını azaltmak · düşürmek · indirmek · kasvet vermek · kolunu kanadını kırmak · kuvvetten düşürmek · kısmak · mevki veya rütbesini indirmek · meyus etmek. depressible şevki kırılır · moralini bozmak · mutsuz etmek · sıkmak · zayıflatmak · öldürmek · üzerek · üzerek. · üzmek · üzmek, keyfini kaçırmak, içini karartmak, basmak, bastırmak, durgunlaştırmak
-
bastırılmış · basılmış · bunalımlı · canı sıkkın · canı sıkılmış · debrese · depresyonlu · değeri düşürülmüş · ekonomi · gergin · indirilmiş · karamsar · kederli · keyifsiz · keyifsiz, morali bozuk, üzgün, sanayisi gelişmemiş · mahzun · miktarı azaltılmış · morali bozuk · mutsuz · yýpranmýþ · çökkün · çöküntü içinde olan · üzgün · üzüntülü
-
geri bölge
-
donma noktası alçalımı
-
acıklı · ağrılı · iç karartıcı · iç karartıcı, kasvet verici, can sıkan · kasvetli
-
durgunluk sebebi olan · durgunluk sebebi olan. · kasvet verici · kasvetli · kasvetli, can sıkıcı
-
faaliyeti azaltan · müsekkin · yatıştırıcı · yatıştırıcı, müsekkin · yatıştırıcı.