Translation of "hang" into Turkish
asılmak, asmak, sallanmak are the top translations of "hang" into Turkish.
(intransitive) To be or remain suspended. [..]
-
asılmak
Choose between you killing me and the law hanging me?
Beni öldürmenle kanun tarafından asılmak arasında seçim mi yapayım?
-
asmak
verbI'll quickly hang the washing out while you make us a cup of coffee.
Sen bize bir fincan kahve yaparken ben çabucak çamaşırları asarım.
-
sallanmak
It's another story altogether when you're hanging in midair from a tent stake and a dog leash clip.
Ama çadır kazığına bağlı köpek tasması klipsiyle boşlukta sallanmak inanın bambaşka bir deneyim.
-
Less frequent translations
- asarak idam etmek
- asılı olmak
- takmak
- dayanmak
- sarkmak
- yapışmak
- sarkma
- eğmek
- sarkıt
- sarkıtmak
- havada kalmak
- idam etmek
- sallandırmak
- kaplamak
- engellemek
- kilitlenmek
- umursamamak
- ertelemek
- tutturmak
- yapıştırmak
- mana
- anlam
- asılı durmak
- başında olmak
- birbirinden ayrılmamak
- kullanılış tarzı
- mani olmak
- tehdit etmek
- tehir etmek
- vakit geçirmek
- dinlemek
- asmak, asılmak, asılı durmak, duvar kâğıdı kaplamak, idam etmek, asmak, kavrama, kapma
- asılı kalmak
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "hang" into Turkish
-
Glosbe Translate
-
Google Translate
Translations with alternative spelling
A musical instrument in the idiophone class, made from two deep drawn nitrided steel sheets that are attached together in a 'UFO shape'. [..]
-
Asılı
I'm the one who gave Tom the painting that's hanging above his fireplace.
Tom'a şöminenin üstünde asılı olan tabloyu veren kişi benim.
Images with "hang"
Phrases similar to "hang" with translations into Turkish
-
Asılı
-
Kapat
-
kapat
-
asıl derdini anlatmak için bir şeyi bahane olarak kullanmak · bir görüşü yansıtmak için araç olarak kullanılan şey · fikir belirtmek için fırsat olarak değerlendirilen şey · görüşlerine/fikirlerine dikkati çekecek bir şey · görüşlerini/fikirlerini dayandıracak bir şey · görüşlerini/fikirlerini yansıtacak bir şey · üzerinden bir konudaki görüşünü belirtebileceği bir şey
-
orada dur işte!
-
aylak aylak dolaşmak · başıboş gezmek, sürtmek · beklemek · dolanmak · gezinmek · oyalanmak · sallanmak