Translation of "Zincir" into Arabic

زنجير, سلسلة, زنجير are the top translations of "Zincir" into Arabic.

Zincir
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • زنجير

    (Fars. zencіr) [Kelime Türkçe’den Bulgarca ve Sırpça’ya da geçmiştir] 1. Birbirine geçmiş mâdenî halkalardan meydana gelen bağ: Özün nisbet kılardı zülfüne zencîr her sâat / Bu sevdâlar anı ser-halka-i ehl-i cünûn etti (Fuzûlî). Biraz sonra arslan zinciri kırar, zincirini sürükleyen deli âşık gibi türbenin kapısına gelir ve gözlerinden yaş aka aka Emîr’i ziyâret eder (Ahmet H. Tanpınar). 2. Eskiden suçluların, delilerin eline, ayağına vurulan demirden bağ: Kışlanın ardında üç ağaç incir / Kolumda kelepçe boynumda zincir / Zincirin yerleri ne yaman sancır (Türkü). Zincirlere, kelepçelere inat / Kanatlarımı açmak zamânıdır (Câhit S. Tarancı). 3. (İsim tamlamasının ikinci öğesi olarak) Arka arkaya gelen şeylerin veya olayların meydana getirdiği dizi: Dürdâne’nin söz zincirini kıran sükûtların aralığı gittikçe uzamakta (Ahmed Midhat Efendi). Fakat asıl mühim olanı bu zümreler zinciri değildi, onun arkasındaki canlı kuruluştu (Ahmet H. Tanpınar). ѻ Zincir gibi: Arka arkaya dizilmiş şeyler için kullanılır. Zincir vurmak: Zincirle bağlamak: Ben ezelden beridir hür yaşadım hür yaşarım / Hangi çılgın bana zincir vuracakmış şaşarım (Mehmet Âkif). Zincirden boşanmış: Bağlı olduğu zinciri kırıp atmış bir deli gibi olan: Zülfün gamıyle Bâkî bir hâl ile yürür kim / Zencîrden boşanmış dîvânedir sanırlar (Bâkî – Ş.A.D.). Zincire çekmek: Zincirle bağlamak: Ey Fuzûlî bir sanem zülfüne gönlüm bağladım / Çekti zencîr-i cünûna âkıbet sevdâ beni (Fuzûlî). Zincire vurmak: Bir suçlunun elini ayağını cezâ olarak zincirle bağlamak, prangaya vurmak: Antakya’da zafer arabasına koştu, Roma’da zincire vurdu (Refik H. Karay).

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "Zincir" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Translations with alternative spelling

zincir noun
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • سلسلة

    noun feminine

    Yani her zincir veya her eleman sağa veya sola dönme eğilimindedir.

    إذن كل سلسلة، أو كل عنصر، يريد الدوران يمينا أو يسارا.

  • زنجير

    (Fars. zencіr’den) mus. Mûsikîmizde beş büyük usûlden 16 zamanlı çifte düyek, 20 zamanlı fahte, 24 zamanlı çember, 28 zamanlı devr-i kebir ve 32 zamanlı berefşan usûlünden meydana gelen, 120 zamanlı, donanımdan sonra 120 / 4 şeklinde yazılıp gösterilen bir birleşik büyük usûl.

  • زنجیر

    (Fars. zencіr) [Kelime Türkçe’den Bulgarca ve Sırpça’ya da geçmiştir] 1. Birbirine geçmiş mâdenî halkalardan meydana gelen bağ: Özün nisbet kılardı zülfüne zencîr her sâat / Bu sevdâlar anı ser-halka-i ehl-i cünûn etti (Fuzûlî). Biraz sonra arslan zinciri kırar, zincirini sürükleyen deli âşık gibi türbenin kapısına gelir ve gözlerinden yaş aka aka Emîr’i ziyâret eder (Ahmet H. Tanpınar). 2. Eskiden suçluların, delilerin eline, ayağına vurulan demirden bağ: Kışlanın ardında üç ağaç incir / Kolumda kelepçe boynumda zincir / Zincirin yerleri ne yaman sancır (Türkü). Zincirlere, kelepçelere inat / Kanatlarımı açmak zamânıdır (Câhit S. Tarancı). 3. (İsim tamlamasının ikinci öğesi olarak) Arka arkaya gelen şeylerin veya olayların meydana getirdiği dizi: Dürdâne’nin söz zincirini kıran sükûtların aralığı gittikçe uzamakta (Ahmed Midhat Efendi). Fakat asıl mühim olanı bu zümreler zinciri değildi, onun arkasındaki canlı kuruluştu (Ahmet H. Tanpınar).

  • سِلْسِلَة

    Yani her zincir veya her eleman sağa veya sola dönme eğilimindedir.

    إذن كل سلسلة، أو كل عنصر، يريد الدوران يمينا أو يسارا.

Phrases similar to "Zincir" with translations into Arabic

Add

Translations of "Zincir" into Arabic in sentences, translation memory