Translation of "avuç" into Arabic

أَوْج, اوچ are the top translations of "avuç" into Arabic.

avuç Noun grammar
+ Add

Turkish-Arabic dictionary

  • أَوْج

    (Eski Türk. aḏut > *ayut > avut > avuç) 1. Elin iç kısmı: Avucumda sıcaklığını duyduğum ekmek... (Orhan V. Kanık). 2. sıf. (Sayı sıfatlarıyle) Elin hafifçe kapatılmasıyle meydana gelen çukurluğun alabileceği (miktar): Bir ara yerden bir avuç saman aldı, ellerinin arasında bir nevi nezri yerine getirir gibi ovuşturup havaya üfledi (Ahmet H. Tanpınar). ѻ Avuç açmak: Dilenmek, kendini küçük düşürerek istemek: Ben avuç açmaya alışık değilim. İki lokma ekmeği nerede olsa kazanırım (Mahmut Yesâri). Bir mîrasyedi çâresizliğiyle sonunda başkalarına avuç açtı (Sâmiha Ayverdi). Avuç avuç: Bol bol, avuç dolusu: Avuç avuç darı serperdim (Hâlit Z. Uşaklıgil). Avuç dolusu: (Para için) Pek çok: Avuç dolusu para harcarsınız (Sait Fâik). Avuç içi kadar: (Yer için) Pek küçük: Avuç içi kadar yer dedi; nerede bulursun o taşına toprağına kurban olduğum İstanbul’u (Reşat N. Güntekin). Avuçları patlayıncaya kadar alkışlamak: Çok alkışlamak. Avucum kaşınıyor: (Birinin avucu kaşındığı zaman eline bir yerden para geçeceğine inanmak şeklindeki halk inancından kinâye yoluyle) Gāliba bana bir para gelecek. Avucuna (Avucunun içine) almak: Hükmü altına almak: Ne yaptı yaptı, babamı avucunun içine aldı (Ahmed Vefik Paşa). Murat gibi bir erkeği avucunun içine almak inkâr olunur bir sihir değildir (Mahmut Yesâri). Avucuna düşmek: Birinin veya bir teşkîlâtın hükmü altına girmek. Avucuna saymak: (Bir parayı) Bizzat birisinin eline ödemek. Avucunda (Avucunun içinde): Hükmü altında: Düşünün taşının, avucumun içindesiniz (Ömer Seyfeddin). Avucunda tutmak: Hükmü altında tutmak: Dünyâyı bir zamanlar avucunda tutan Yavuz’u kucağında büyütmüş o Gülşirin Dâye... (Rûşen E. Ünaydın). Avucunu yalamak: Umduğunu elde edememek, açıkta kalmak: İstediğin kadar, ama akçeye gelince hayır, aah avucunu yala (Ahmed Vefik Paşa).

  • اوچ

    (Eski Türk. aḏut > *ayut > avut > avuç) 1. Elin iç kısmı: Avucumda sıcaklığını duyduğum ekmek... (Orhan V. Kanık). 2. sıf. (Sayı sıfatlarıyle) Elin hafifçe kapatılmasıyle meydana gelen çukurluğun alabileceği (miktar): Bir ara yerden bir avuç saman aldı, ellerinin arasında bir nevi nezri yerine getirir gibi ovuşturup havaya üfledi (Ahmet H. Tanpınar).

  • Show algorithmically generated translations

Automatic translations of "avuç" into Arabic

  • Glosbe

    Glosbe Translate
  • Google

    Google Translate

Phrases similar to "avuç" with translations into Arabic

  • راحة · رَاحَة · كف · كَف
Add

Translations of "avuç" into Arabic in sentences, translation memory