Translation of "yemek2" into Arabic
یمك is the translation of "yemek2" into Arabic.
-
یمك
“Piyasa birçok küçük esnafı yedi.” Hüseyin Fellâh’tan intikāmımızı almak için pek ehemmiyetli bir sûretle davranmalıyız. Çünkü herif iki tânemizi yedi (Ahmed Midhat Efendi). Bu ekran, isimlerini saymaya dilim varmayan nice büyük sanatkârları yedi (Burhan Felek). 11. (Dert, düşünce, sıkıntı, merak vb.) İçin için üzüp durmak: Bir dal gibi sel alsın / Bizi yiyen elemi (Necip F. Kısakürek). ѻ Ye kürküm ye: Şahsî kıymete değil giyim kuşama îtibar edildiği zaman söylenir. Ye ye bitmez: Yemekle tükenmez, çok bol. Yedi kaçtı: Yemek yer yemez giden kimseler için söylenir: “Yedi kaçtı demezseniz kalkabilir miyim?” Yediği (Yediği içtiği) ayrı gitmemek: Çok samîmî olmak, hep berâber bulunmak. Yediği ekmek gibi bilmek: Çok iyi bilmek. Yediği helâl, giydiği haram: Üstünü başını çok kötü ve pis kullananlar için söylenir. Yediği nâneye bak: Olmayacak bir iş yapanlara, yersiz bir davranışta bulunanlara söylenir: Ne dedin? Gidecek misin? Yediğin nâneye bak. Ağzını kulaklarına kadar yırtarım da asıl o vakit kıyâmete kadar gidersin (Reşat N. Güntekin). “Akrabâlardan...” demiş, yediği nâneye bak (Sait Fâik). Ben bunu kat’iyen hazmedemem. Yediği nâneye bak (Peyâmi Safâ). Yediği önünde, yemediği ardında: Bolluk içinde yaşayan, her istediğini yiyebilen, her istediğini alabilen kimseler için söylenir. Yediğini göstermek: İyi beslendiği, iştahının iyi olduğu vücûdunun gelişmesinden belli olmak, aldığı besin yaramak. Yeme de yanında yat: Çok lezzeti olan, çok beğenilen şeyler için kullanılır. Yemeden içmeden: Hiç vakit geçirmeden, hemen: Ben boş bulunup ağzımdan lâf kaçıracağım, onlar da yemeden içmeden etrâfa yayacaklar (Mahmut Yesâri).
-
Show algorithmically generated translations
Automatic translations of "yemek2" into Arabic
-
Glosbe Translate
-
Google Translate